Web Toolbar by Wibiya
 

CUMHURİYETİ DENİZDE KUTLAMAK,Cengiz ERDİLin özgün yazısı 30.10.2010
 
 
CUMHURİYET’İ DENİZDE KUTLAMAK

Yazar Salah Birsel(1919-1999) “Boğaziçi Şıngır Mıngır” adlı kitabında İstanbul Boğazı’nı öyle bir anlatır ki; 8 bin yıllık kentin bölen doğal su yolu akıp giderken, gizli bir tarihin tanığı olursunuz. Birsel’in ölümünün üzerinden 11 yıl geçti. Boğaz artık Cumhuriyet Bayramlarını bir başka türlü karşılıyor. Bu ışık ve ses hengamesini izleyip , renklerin havada dansını görseydi, "Salah Birsel acaba neler yazardı ?" diye düşünmeden edemiyor insan…

Cumhuriyet’in 87. Yıldönümünde de Boğaziçi şıngır mıngırın ötesine geçti. Keyifli bir gürültü ve patırtının kısa süreli mekanı oldu.

Bu yıl ses,ışık ve lazer gösterisi Boğaziçi Köprüsü ile Kız Kulesi arasında yapıldı.

Ben ilk kez gösterileri bir tekne üzerinden izleme fırsatı buldum. Meğerse İstanbul Boğazı’nda ışık selinin gösterisini izlemek bu kentte yapılacak işlerin 102.cisi imiş!

 
Nefes kesen gösteriyi Armada Oteli’nin teknesinden izlediğimizi hemen başta belirteyim.

Otel’in Ahırkapı’daki iskelesinden saat 18.30’da hareket eden teknemiz, Amerikalı,Fransız,İsveçli ve İtalyan turistlerle doluydu.

 
Armada Otel’inin sahibi Kasım Zoto’nun Cumhuriyet Bayramlarına karşı ayrı bir hassasiyeti var. Otelinde her yıl balo düzenleyen Zoto,ilk olarak, bu etkinliği boğaza taşıyor. Bu tekne gezisine davet ettiği gazeteciler arasında bendeniz de vardım.
 
 
Teknemiz denize açıldığında hava kararmaya başlamıştı. Ahırkapı önlerinde yükünü alacak veya boşaltacak sıracı yük gemilerin ışıkları henüz yanmaya başlamıştı. İstanbul hiç de alışık olmadığı Ekim ayı soğuğunu iliklerine kadar hissediyordu. Ama birkaç gündür kenti adeta esir alan sağanak yağmur kesilmiş, deniz sakindi. Karadan denize eser rüzgar ise teknenin güvertesine çıkanların içine işliyordu.
 
 
 
Armada Otelin “Bu Sefer Denizden” başlıklı 87 inci Cumhuriyet kutlama teknesi,önce Galata Köprüsü’ne kadar kısa bir Haliç turu yaptırdı. Bu sırada rakı, kırmızı ve beyaz şarap servisi yapıldı. Menüde ise klasik yemeklerimiz vardı. Mercimek Çorbası, balık-ekmek ve nohutlu pilav...
 
 
Teknede her şey mükemmeldi. Ama asıl az sonra muhteşem ışıltılı bir denizin ortasında kalacağımızı bilmiyorduk.

Teknemiz Dolmabahçe önlerine geldiğinde Kıyı Emniyet’in sert uyarısıyla karşılaştık.Turist dolu teknelere “Buradan daha fazla ileri gidemezsiniz” uyarısını megafonla yapan görevli, boğazın Deli Dumrul’u gibi geldi bana… Oysa Deniz Polisi hayli müşfik ve kibardı. Polislerin “Lütfen,Teşekkürler ve Bayramınız kutlu olsun” sözleriyle süslü uyarıları, umarım kayıt altına alınmıştır ki diğer devlet görevlilerine ders olsun.

 
Neyse lazer ve havai fişek gösterilerinden önce Beşiktaş, Ortaköy, Üsküdar ve Kız Kulesi’ne yerleştirilen projektörlerin ışıkları göğü delerken, boğaz yüzlerce tekneyle dolmuştu.
 
 
Ve o an geldi. Bir anda kırmızı beyaz ışıklarla süslenen Boğaziçi Köprüsü’nden korkunç bir cayırtı yükseldi. Köprü bir anda ışık selinde görünmez hale geldi. Işık seli boğaz sularına akıp kaybolurken, havai fişekler gökyüzünü aydınlatmaya başladı.

Havai fişekler demet demet gökyüzünde açıyor, sanki binlerce yıldız boğazın üzerinde dans ediyordu.

16 ayrı noktadan 48 bin havai fişek 15-20 dakika içinde boğazı gündüze çevirirken,150 fırlatıcı kullanıldığını öğrendim. Bazı havai fişeklerin ağırlığının 10 kilogramın üzerinde olduğunu ve 250 metre yükseklikte patladığını burada belirteyim.

İstanbul Boğazını ışık seline çeviren olayın teknik ayrıntısı da aktarıvereyim... 42 ateşleme sistemi ile 800 metrelik bir ateş şelalesi oluşturulduğunu kayda düşelim.

Cumhuriyet ışık şöleninde Kız Kulesi ise bir başka alemdi.Tarihi kule ışıktan bir gelinlik giyerek zarif bedenini İstanbul’a sunuyordu.

Bu dev şölene Fahir Atakoğlu’nun hazırladığı müzik eşlik etti elbette.

Boğazdaki bu eşiz gösteriyi turistler fotoğraf makineleri ve kameralarla yanlarında götürürlerken, uygarlıkların izini sürdükleri yeni tepeli kentin, modern yüzünün de tanığı oldular. Bazıları yaşadıkları akşamı çoşkuyla ifade ederken, Türk bayraklarını sallayıp 10. Yıl Marşı’na eşlik ettiler

 
Dönüş yolunda ise güzel bir sürpriz vardı. İstanbul’da yaşayan yabancı genç kadınların oluşturduğu oryantal dans topluluğun gösterisi 2 saat süren yolculuğun kreması oldu.

Kasım Zoto, İstanbul’da rembetiko ve roman müziğinin yaşatılması için büyük çaba harcayan bir turizmci. Ahırkapı Roman Orkestrası’nın kurulmasına ön ayak olan Zoto,işte böyle finalle geceye nokta koydu.

Ahırkapı’dan Dolmabahçe’ye uzanan ve topu topu iki saat süren gezi, bizleri de boğaz tarihinin bir figuranı yaptı.

Şu güzelim kentin boğazı ışık seliyle kaplanırken, selin ortasında kalan yalnız bir kent kahramanı gibiydim.

Cumhuriyet kutlamalarını nihayet deniz üstünden de gören haberci rütbesini de takmıştım işte…

 
Cengiz ERDİL www.tourismlifeinturkey.com için yazdı
Genel Yayın Yönetmeni Seher AYBEK fotoğraflarıyla süsledi

 

 

.

Seher Müşfide Aybek
Genel Yayın Yönetmeni
 

Translate Page

 

TourismLifeInTurkey.com'un imtiyaz sahibi   TUYED EGD SKAL   ve   ITO   üyesidir.