YALOVA’NIN TERMAL YOLLARI Cengiz ERDİL TATİL GEZİNTİLERİNİ YAZDI
Yalova’ya yolunuz düştüyse mutlaka Termal’e bir uzanmışsınızdır.
Çünkü Yalova demek sıcak ve şifalı su yani kaplıca demektir. Deprem ile başı dertte olan Yalova’nın kaplıcaları da 4 bin yıl önce bir deprem sonucu ortaya çıkmış. Roma ve Bizans dönemlerinde bile Yalova için bir kaplıca turizminden söz edebiliriz. Kaplıcayı bugünkü haline getiren İkinci Abdülhamit. Halka açan, otel yapımını teşvik eden ise Atatürk.(Türkiye’nin son 100 yılında yapılan tüm reform ve kalkınma hamlesinde bu iki devlet adamının adına rastlamazsam artık şaşırıyorum) Ancak ne 2. Abdülhamit ne de Atatürk bugünü görselerdi eminim ki daha çok şaşırırlardı.
Çünkü artık termal turizmi ülke sınırlarını aştı. Yalova’ya özellikle Arap ülkelerinden çok sayıda turist geliyor. Ancak biz yine elimizdeki bir fırsatı tepiyoruz, çam ormanlarıyla kaplı kaplıcalarının bakımını yeterince yapamıyoruz. Çarpık ve düzensiz yapılaşma artık bir ilçe olan Termal’in de sorunu.
Kaplıcaların hemen yanında Gökçedere Mahallesi, dağ yamacında ise Üvezpınar mahallesi var. Ancak her iki mahallede yapılar o kadar düzensiz ki yemyeşil doğanın ortasında bırakın mimarlığı, duvar ustalılığının bile teğet geçmediği yapılar topluluğu karşısında insan, hayretler içinde kalıyor.
1907 yılında yaptırılan,1980’de kaderine terk edilen ancak 2009 yılında onarılan ahşap otel, Gökçedere Mahallesi’nin çirkin yapıları arasında güneş gibi parlarken, “ turizmcilere yöre insanına da örnek olur muyum” sabrıyla yeni hayatının keyfini çıkarıyor.
Burası Limak Termal Otel olarak yeni faaliyete geçti. Ancak hemen vadide onarımı süren Atatürk Köşkü’nün de yer aldığı kaplıcalar bölgesindeki oteli Sağlık Bakanlığı işletiyor. Otel personeli inanılmaz güler yüzlü. Ellerindeki tüm imkanları müşteriler için seferber ediyorlar. Ancak başlarında devlet baba var. Devlet baba otel ve hamam işletmeciliği yapıyor ama ne yazık ki sınıfta kalıyor. Havuzu ve hamamın temizlenmesi unutulabiliyor.
Türk hamamı var ama hamamda sözleşmeli tellakın çalışmasına izin yok! Tellak hamamdan çok ayrı bir köşede kendisine ayrılan buz gibi bir mekanda müşteri keseliyor.
Otelin bir bölümü yeni açılmış ama sanki üzerinden bir 10 yıl geçmiş gibi. Yaz aylarında gelen Arap turistler oteli hor kullanmışlar. Otel çalışanları, “Ne olur ne olmaz, işsiz kalırız” korkusuyla otel kurallarını hatırlatamamışlar Arap turistlere( biraz dedikodu ama kilo kilo incirler odalarda tüketilmiş falan!)
Termale çevreye duyarlı bir anlayışa sahip yatırımcıların el atması gerekiyor. İşte LİMAK grubu el atmış olmuş… Ortaya Türkiye’nin tek termal butik oteli çıkmış.. Niye olmasın..
Termal çevresinde bakım yok dedik ya…İşte bir örnek daha…
Kaplıcalara 5 kilometre uzaklıkta Düşensu Şelalesi var (hangi şelaleden su düşmüyor ki! Acaba bu ismi halk neden verdi?)
Yolu bozuk, şelale çevresinde tesis yok. Barakadan bozma bir çay ocağı var.
Sarsıntılı bir yolculuktan sonra karşınızda Niagara gibi bir şelale görmeyi umuyorsunuz ama ülkemizde binlerce su kaynağından biriyle karşılaşıyorsunuz. Ama yine de güzel. Akıllı bir turizm yatırımcısı burayı daha da güzel hale getirebilir.
HAYRETTİN KARACA FİDANLARI IRAK YOLCUSU
Yalova-Termal arasındaki karayolunda yeşilin farklı bir vahası var. Karaca Arboretumu … Yani ağaç müzesi…
13.5 hektar alanı kapsayan arboretumda 7000 ağaç ve bitki türü bulunuyor. Yılda 15 bin kişinin ziyaret ettiği Arboretumla ilgili pek ç ok bilgi var. Ben olmayanı yazayım. Fidan satışının yapıldığı bu mekan meğerse artık dünya çapında bir fidan üretim merkezi haline gelmiş, ayrıca park ve bahçe uygulamalarında proje üreterek bir ihracat potansiyeli yakalamış..
Bize arboretumu gezdiren Ziraat Mühendisi genç kadın Irak topraklarına uygun fidanlar üzerinden çalıştıklarını, projenin Irak Tarım Bakanlığı tarafından onaylandığını söylüyordu. Birkaç soru sorunca işin boyutu ortaya çıktı. Genç mühendisin heyecansız ve sıradan bir üslupla anlattığı olayda aslında olağanüstü bir başarı gizliydi.
Irak topraklarını analiz eden Karaca Vakfı ekipleri park ve bahçelere dikilecek fidan türlerini belirlemişlerdi ve bu fidanların büyük bölümü yakın zamanda bu ülkeye gönderilmek üzere bir köşede istiflenmişti.
Harap olan ülkenin parklarını ağaçlandırmak Karaca Vakfı’na düşmüştü.
Yalova’dan dönerken düşündüm.
Termal kaplıcalarında Atatürk’ün ilk konuğu olduğu otel,yıkılıp yok olmaktan kurtarılıyor. Örnek bir butik otel olarak ayağa kaldırılıyor.
Karaca Vakfı park,bahçe,botanik müzesi projesi üretip dünyaya satıyor.
Herhalde çevresindekiler bunlardan etkilenecek diye düşünüyorsunuz.
İnsan en azından böyle olmasını ümit ediyor.
Yazan:Cengiz ERDİL