Web Toolbar by Wibiya
 

İTO DAN BİLDİRİLEN;TÜRKİYEDE FİLM ENDÜSTRİSİNİN KONUMU VE HEDEFLERİ ARAŞTIRMASI 08.03.2011
Sorunlarına çözüm aramada ortak bir platform oluşturma amacıyla bir araya gelen tüm sinema meslek birlikleri, sendikası ve örgütleri, 15 Mart 2010da yaptıkları basın toplantısında bir yanımız bahar bahçe.. oysa çürüyor diğer yanımız ifadesiyle bu durumu dile getirmişlerdir.
 
 
İTO’ DAN BİLDİRİLEN;TÜRKİYE’DE FİLM ENDÜSTRİSİNİN KONUMU VE HEDEFLERİ ARAŞTIRMASI

Türkiye’de sinema, Yeşilçam’ın altın çağı sonrası, 80’li, özellikle de 90’lı yıllarla birlikte ciddi bir kriz dönemi geçirmiştir. Hem genel siyasal-toplumsal konjonktürün etkisi, hem de eski yapılanmaların yetersiz kalması nedeniyle, sinema sektörünün gerçek anlamda bir “endüstri”ye dönüşme sancılarının yaşandığı bu dönem sonrası, 2000’lerle birlikte olumlu gelişmeler gözlenmiştir. Sinema pazarında yerli yapımların payının giderek artmasının yanı sıra, birçok uluslararası platformda Türk filmlerinin elde ettiği başarı ve ödüller ve aynı endüstriyel altyapıdan beslenen televizyon dizi alanındaki iç ve dış başarılar bu durumun bir göstergesidir.

 

Ancak tüm bu olumlu gelişmelerle birlikte, film endüstrileri alanında hala ciddi sıkıntıların olduğu bilinmektedir. Nitekim, sorunlarına çözüm aramada ortak bir platform oluşturma amacıyla bir araya gelen tüm sinema meslek birlikleri, sendikası ve örgütleri, 15 Mart 2010’da yaptıkları basın toplantısında  “bir yanımız bahar bahçe.. oysa çürüyor diğer yanımız” ifadesiyle bu durumu dile getirmişlerdir.

 

Bu kadar dinamik ve özellikleri nedeniyle de stratejik olan bu  sektöre ilişkin kararların en sağlıklı biçimde alınmasını ve kaynakların rasyonel kullanımını sağlayacak yeterli bilimsel verilerin olmaması, gerekli politikaların oluşturulmasından, mesleki sertifikasyona kadar birçok alanda sorun yaratmaktadır. İstanbul Ticaret Odası, 27 no’lu “bilgi ve iletişim hizmetleri” meslek komitesi kapsamında yer alan film endüstrileri alanında, değer zincirinin / ya da film iletişimi sürecinin farklı alanlarına ilişkin mevcut verilerin toplanması amacıyla  Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi  Doç.Dr.Hülya Uğur Tanrıöver’in yönetimi ve aynı fakülteden Dr.Ayşe Toy Par, Dr.Gülsün Güvenli, Ar.Gör.Ece Vitrinel ve Ar.Gör Barış Kara’nın katkılarıyla,  İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyeleri Yard.Doç.Dr. Rıdvan Şentürk ve Doç.Dr. Celalettin Aktaş danışmanlığında,   “Türkiye’de Film Endüstrisinin Konumu ve Hedefleri” araştırmasını gerçekleştirmiştir.

 

 

Araştırma bulguları  üç ana alanda toplanmaktadır : sinema filmlerinin ve televizyon dizilerinin,  yapım, dağıtım, gösterim özellikleri;  film endüstrisinin farklı alanlarında çalışanların, çalışma koşulları, sinema ve televizyon meslek örgütlerinin, eğitim-öğretim kurumlarının ve festivallerin mevcut durumu bunlardan ilkidir. İkinci ana başlık, son dönem sinema filmleri ve televizyon dizilerine ilişkin bütünsel ve ayrıntılı çözümlemeleri içermektedir : en çok izleyici toplayan filmlerin türleri, konuları ve oyuncu özellikleri ya da ulusal ve uluslararası festivallerde ödül alan yapımların anlatı ve estetik özellikleri gibi. Üçüncü başlık altında ise günümüz sinema ve televizyon dizi izleyicilerinin, bu yapımları izleme alışkanlıkları, tercihlerini belirleyen etkenler, beğeni kalıpları incelenmiştir. Tüm bu bulguların ışığında, değer zincirinin iki ucunda yer alan sektör ile izleyicilerin talep ve beklentileriyle, bu beklentilerin gerçekleşmesinde rol alması gereken paydaşlar ve ulaşılacak hedefler araştırmanın sonuç bölümünde irdelenmiştir.

 

Çalışma, gösterime giren sinema filmleri arasında yerli yapımların pazar payının yaklaşık % 50 civarında olduğunu işaret etmektedir. ABD kaynaklı yapımlarla rekabet bağlamında büyük önem arz eden bu konuda,  Türkiye,  Avrupa ülkeleri arasında  birinci sırada yer almakta, dünya sıralamasında ise,  ABD, Hindistan, Çin gibi çok özel konumdaki ülkelerin ardından 6cı konumda bulunmaktadır.  2010 yılında Türkiye sinema pazarında en çok gişe yapan 5 filmin tümü yerli yapımlardır; “Inception” gibi dünya çapında bir ABD süper yapımı bile bu listede ancak 7ci sırada yer bulmuştur.

Ancak pazarın yarısını oluşturan gişe rakamının büyük ölçüde “en çok gişe yapan” yapımlardan kaynaklanması, yapımdaki çeşitlenmenin gösterim ve izlenmeye yeterince yansımadığını işaret etmektedir. Ulusal ve uluslararası festivallerde, en prestijlileri de dahil, birçok ödül alan 30 civarı yapıtın ise toplam gişe sayısı, neredeyse tek bir “popüler” filminkinden azdır. Bu durum, ortalama izleyicinin genelde televizyon estetiğinden beslenen basit kurgulu, daha çok klişelere dayanan sinema filmlerini tercih ettiği anlamına gelmektedir; nitekim yüksek gişe başarısı elde etmiş filmlerin oyuncularının büyük ölçüde televizyon yıldızlarından oluşması da bu durumun bir göstergesidir.

 

Öte yandan, son yıllarda yaşanan tüm gelişmelere ve genel kitleye yönelik popüler filmlerin varlığına rağmen, toplumda sinemaya gitme alışkanlığının hala çok düşük düzeyde seyrettiği görülmektedir : ortalamada Amerikalılar yılda 4, Fransızlar 3 kez sinemaya giderken, Türkiye’de bu rakam iki yılda 1’dir. Bu durum birçok etkenle bağıntılıdır : bunların arasında, sinema salon ve koltuk sayılarının coğrafi olarak dengesiz dağılımı, dünya ortalamalarına göre uygun gibi görünmekle birlikte, ülke koşulları açısından hala oldukça yüksek seyreden bilet fiyatları gibi ekonomik etkenlerin yanı sıra, başta kadınlar olmak üzere, belli kesimlerin ev dışında kültürel etkinliklere katılım sorunları gibi sosyolojik nedenler de sayılabilir.

 

Sinemaya yeterince sık gitmemesine karşın Türkiye toplumu televizyon dizilerini yoğun biçimde izlemektedir, hatta bu yapımları, yayıncı kanalların “amiral gemisi” konumuna getirmiştir.  Ancak bu alanda da, son dönem yayın politikalarından kaynaklanan sıkıntılar, sadece film endüstrisi çalışanları tarafından değil, izleyiciler tarafından da yakınma konusu olmakta, her 3 izleyicinin 2’si  “yerli dizi yersiz uzun” görüşünü dile getirmektedir. Televizyon reklam düzenlemeleri gerekçe gösterilerek sürdürülen bu durum, izleyicilerin reklam kuşaklarına ilişkin davranış biçimleri ve değerlendirmeleri ışığında konunun paydaşları tarafından yeniden değerlendirilmeye muhtaç görünmektedir.

 

Film endüstrisi alanında, farklı meslek birlikleri ve örgütlerinin talep ve beklentileri birkaç ana başlıkta toplanabilir : hukuksal/kurumsal düzenlemeler; ekonomik-mali düzenlemeler ve uzun vadede film endüstrilerini besleyecek üretici ve izleyicilerin yetiştirilmesini sağlayacak eğitsel, sosyal, kültürel düzenlemeler.

 

Bu alanda, belli adımları atmış olan kamu kurum ve kuruluşlarının, en başta da kültür, çalışma ve maliye bakanlıkları ve kurumlarının, fikri haklar, çalışma koşulları, ekonomik-mali düzenlemeler gibi alanlarda daha somut ve planlı adımları atması en birincil beklentidir. Bu doğrultuda, ulusal film endüstrilerini güçlendirmiş örnek ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de özerk bir sinema kurumunun üsteleneceği koordinasyon doğrultusunda, sinema kültür varlığının korunmasını sağlayacak arşiv çalışmalarından, süreli sektör araştırmalarının gerçekleştirilmesine kadar birçok temel çalışma bu kurum tarafından yapılabilecektir.

 

Stratejik bir endüstri olan sinema /  film alanında  bütünsel bir politikanın varlığı ve somut olarak uygulamaya koyulması,  günümüz konjonktüründe hem iç dinamikler açısından yarar sağlayacak, hem de uluslararası düzlemde Türkiye’nin yeri ve rolünü güçlendirecektir.

 

 

 

Seher Müşfide Aybek
Genel Yayın Yönetmeni
 

Translate Page

 

TourismLifeInTurkey.com'un imtiyaz sahibi   TUYED EGD SKAL   ve   ITO   üyesidir.