| KOFİ ANNAN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ESKİ GENEL SEKRETERİDEĞİŞİM LİDERLERİ ZİRVESİNDE SON NOKTAYI KOYDU |
16.03.2011 |
|
|
|
| İstanbul Kongre Merkezinde yapılan iki günlük Değişim Liderleri Zirvesi sona erdi.
|
|
|
KOFİ ANNAN'I, T.C. B.M.M. BAŞKANI BÜLENT ARINÇ KARŞILADI
KOFİ ANNAN* BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ESKİ GENEL SEKRETERİ*DEĞİŞİM LİDERLERİ ZİRVESİ*NDE SON NOKTAYI KOYDU
İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılan iki günlük "Değişim Liderleri Zirvesi" sona erdi.
Yurtdışından ve yurtiçinden çok sayıda politikacıya, kanaat önderine, akademisyene ve dini temsilcilere ev sahipliği yapan zirvenin final konuğu Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan oldu.Annan *Uluslararası Diplomasinin 5 Kuralı* başlıklı panelde konuştu.
|
|
Annan:* Değişimin Yönetilmesi Gerekiyor* sözleriyle başladığı konuşmasını,
|
|
|
Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki Gelişmelere İlişkin, *Bu İnsanlar Hukukun Üstünlüğünü, İnsan Haklarına Saygıyı İstiyorlar. Bu taleplerin cevabı reformdur * diyerek sürdürdü. | |
|
Bugünlerde dünyada değişimin çok hızlı olduğundan,6 temel tehdit kümesinin varlığından bahseden Annan, bunları; devletler arasındaki savaş, devletler içerisindeki iç savaş, yoksuluk, salgın hastalıklar ve çevresel bozulma, nükleer, kimyasal silahlar, terör ve son olarak da uluslararası organize suç olarak sıraladı.
Doğal afetlerin de bunların içine girmesi gerektiğini ifade eden Annan, bu yüzyılın ilk 10 yılında bütün bu risklerin farklı formatlarıyla karşı karşıya kalındığını, herkesin çok hassas olması gereken bir dünyada yaşandığını vurguladı.
İklim değişikliği konusunda gerçek anlamda hızlı hareket edilemediğine işaret eden Annan, *Bu durumda her zaman en fakir ülkeler büyük zarar görüyor. Aslında onların çevre kirlenmesi üzerinde pek etkileri yok. Kirletenlerin bunun bedelini ödemesi gerektiği kavramı önemli. Fakir ülkelere çifte cezalandırma uygulanmamalı* dedi.
Bugünün dünyasında uluslararası ilişkilerin devletler arası ilişkilerle sınırlı olmadığını, halklar arası temasların bu sürecin ayrılmaz parçası olduğunu belirten Annan, bazı devletlerin bunu göz ardı ettiğini belirtti.
Piyasaların küreselleştiği ortamda yaşanıldığını, ancak mevzuatların yerel kaldığını söyleyen Annan, bunun sürdürülebilir olmadığını da kaydetti.
Kofi Annan "G20 üyelerinin G8'in yerine geçmesi bile *biz artık dünyanın değiştiğini kabul ediyoruz 'un kendi başına bir göstergesi. Kurumlar da sonunda değişecek. Belki Güvenlik Konseyi gibi IMF, Dünya Bankası gibi kurumlarda da reform olması gerekecek. Henüz bu reform gerçekleşmedi. Bu ayrıcalığı elinde tutan ülkeler bundan vazgeçmezlerse çok büyük gerilimler ortaya çıkacak* diye konuştu.
Kuzay Afrika ve Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere işaret ederken Annan, şunları söyledi:
*İnsanlar değişim için uğraşıyorlar, daha iyi yönetişim için savaşıyorlar ve kimin tarafından yönetildiklerini kendileri belirlemek istiyorlar. Devletler insanların refahına odaklanmalı, azınlıkların ihtiyacına değil. Bu insanlar hukukun üstünlüğünü, insan haklarına saygıyı istiyorlar. Bu taleplerin cevabı reformdur. Soru artık *reform olsun mu olmasın mı?* değil, reforma başlamak ve sürdürülebilir organize reformlar yapmak olmalı. Değişim için baskı durdurulamaz ama nereden başlamak lazım? Değişimin yönetilmesi gerekiyor ve öyle inanıyorum ki değişim insanların ve ülkenin çıkarıyla doğru orantılı yönetilecek.*
Annan, liderlerin bütün yükü yüklenmesi gerektiğini vurgulayarak, *Bir lider, liderlik vasıflarını yerine getiremiyorsa, o zaman o insanlar yönetimi ele alır, liderler insanları takip etmek zorunda kalır. Devletlerin yurttaşlarına koruma sağlaması gerekir. Kanun karşısında herkes eşit olmalı. İstikrarlı ortam bu şekilde ortaya çıkar ve böylelikle bütün faaliyetler barışçıl bir ortamda yürütülebilir. Vatandaşlar için yaratıcı enerji ortaya çıkar ve istihdamı artırıp kalkınmayı hızlandırmış olurlar* şeklinde devam etti.
Bütün bunların hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygıya dayanması gerektiğini kaydeden Annan, "Uzun vadeli güvenlik, kalkınma olmadan sağlanamaz, uzun vadeli kalkınma da güvenlik olmadan olmaz" dedi.

Daha sonra kendisine yöneltilen soruları konferans düzenine göre hazırlanmış koltuğa oturarak cevapladı;
Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin bir soruya karşılık, *Bizim şunu kabul etmemiz gerekiyor: Her ülkedeki krizler o ülkeye özgü. Her biri kendi yolu içinde devam edecek. Libya ya Tunusluların ya da Mısırlıların örneğini takip edecek ve çok hızlı bir şekilde muhtemelen de Kaddafi' nin gidişiyle birlikte sorunu çözecek* şeklinde cevapladı.
Libya'nın daha uzun bir durumu yaşayacağını umduklarını dile getiren Annan, halkların kişisel özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygıyı talep ettiklerini, genel olarak liderlerin demokratik toplum oluşturmak için biraz önde olması ve bu değişiklikleri başlatması gerektiğini, artık olanların durdurulamayacağını, bölgenin de dışarısına çıkmış durumda olduğunu vurguladı.
Böyle bir krizle baş etmenin yolunun reformdan geçeceğini ifade eden Annan, bu reform programının da güvenilir ve uygulanabilir olması gerektiğini kaydetti.
BM üyelerinin bu gelişmeleri yakından takip ettiğini, birçok kişinin de aslında şaşırdığını söyleyen Annan, eğer devletler sağlam bir temel üzerine kurulmamışsa, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına dayanan temel üzerinde değilse, tek bir kıvılcımda birçok şeyin kötüye gidebildiğini anlattı.
Kofi Annan, Türkiye'nin uluslararası siyasetteki rolüne ilişkin olan soruya da şöyle yanıt verdi;
*Türkiye ilginç, dinamik bir ülke. Birçok değişiklikten geçti ve hala da değişikliklerden geçiyor. Doğu ile batıyı birleştiren, bunun yanı sıra çok fazla sunacak şeyi olan bir ülke. Aynı zamanda AB'ye başvurarak reformları daha da ileriye götüren bir ülke. Umuyorum ki bu reformlar devam edecek. Burada küresel sorunlar da tartışılıyor. Türkiye'nin o noktada önemli rol oynadığını görüyoruz. Türkiye, bu bakış açısını sunabilen, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bir ülke. Laik bir devlet, bu da çok önemli. Mısır ve Tunus'ta olan gelişmeler açısından bazıları onlar için bir model olabileceğini düşünüyor. Bütün gruplara ev sahipliği yapabilecek bir toplumun yaratılabileceğini öne sürüyorlar. Bölgelerin ve farklı grupları, farklı kültürleri temsil eden ülkelerin bir araya gelip tam bir uluslararası toplanma olması gerekiyor. Türkiye'nin de böyle potansiyel rolü var, zaten G20'de. Çok önemli ekonomik rolü de var hem ülkede, hem de ötesinde.* | |  |
|
Hakkında bilgi;
Kofi Atta Annan, 1938 doğumlu Ganalı diplomat, 1 Ocak 1997'den bu yana Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri. Bu göreve getirilen ilk Afrikalı siyah olan Annan, aynı zamanda Birleşmiş Milletler bünyesinde yetişerek bu göreve yükselen ilk kişi.
Kofi Annan, 8 Nisan 1938'de, Gana'da, 1991 yılında ölen ikiz kardeşi Efua Atta (Atta, Fante dilinde ikiz demektir) ile birlikte, ailesinin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi Victoria Annan, Gana'nın iki büyük kabilesinden biri olan Fante kabilesinden; babası Henry Reginald ise yarı Fante yarı Ashante kabilesindendi. Babası Lever Brothers Cocoa şirketinde uzun yıllar ihracat müdürlüğü yapan Annan'ın ailesinin ekonomik durumu Gana'ya göre oldukça iyiydi.
1954-1957 yılları arasında Gana'nın seçkin yatılı okullarından Mfantsipim'de eğitimine başlayan Annan, 1958'de Gana, Kwame Nkrumah University of Science and Technology'de ekonomi eğitimi almaya başladı Ford firmasının bursuyla Macalester College (Minnesota, ABD) üniversitesine gitti. Daha sonra 1961-1962 yılları arasında Graduate Institute of International Studies'de ve 1971-1972 yılları arasında mastır yaptığı MIT Sloan School of Management'da (Geneva, İsviçre) eğitim aldı. Kofi Annan akıcı şekilde konuştuğu İngilizce, Fransızca, Fante dillerinin yanında birçok Afrika dilini de konuşabiliyor.
Kofi Annan kariyerine 1962'de Birleşmiş Milletler'e bağlı organizasyonlardan biri olan Dünya Sağlık Örgütü'nde, bütçe memuru olarak başladı. 1974-1976 yılları arasında Gana'da turizm yöneticiliği yapan Annan, daha sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Asistanı olarak Amerika'ya geri döndü. 1987-1990 yılları arasında insan kaynakları yönetimi, güvenlik koordinatörlüğü; 1990-1992 yılları arasında program planlama, bütçe ve finans; 1993-1994 yılları arasında ise barış koruma biriminde görev yaptı. Kofi Annan, 13 Aralık 1996'da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından genel sekreterliğe seçildi ve dört gün sonra Genel Meclis tarafından onaylanan seçimle, 1 Ocak 1997'de 5 yıllık bir dönem için Birleşmiş Milletler'in yedinci Genel Sekreteri oldu. Aynı dönemde Mısırlı eski Genel Sekreter Boutros Boutros-Ghali'nin, ikinci kez seçilmesi ABD tarafından veto edilmişti.
10 Aralık 2001'de, daha iyi örgütlenmiş ve daha barışçıl bir dünya için yaptıkları çalışmalardan ötürü Birleşmiş Milletler ve Kofi Annan'a ortaklaşa olarak Nobel Barış ödülü verildi.
Çağımızda barış ve güvenlik kavramlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği görüşünde olan Kofi Annan, seçildikten sonra yaptığı konuşmasında, barışın ekonomik ve sosyal istikrara dayandığını belirterek, şöyle dedi:
"Biliyoruz ki, ekonomik kalkınma projelerden ve istatistiklerden ibaret değildir. Her şeyden öte insanların sorunudur -yiyecek, giyecek, barınak ve sağlık gibi temel gereksinimleri olan gerçek insanların sorunu."
Üç çocuk babası olan Genel Sekreter Kofi Annan'ın, ilk iki çocuğu, 1970'lerde boşandığı Nijeryalı eşi Titi Alakija'dan olan Koji Annan ve Ama Annan'dır. Üçüncü çocuğu Nina Cronstedt de Groot ise, İsviçreli avukat ve aktris olan şu anki eşi Nane Maria Annan'dandır. Nane Maria aynı zamanda, İinci Dünya Savaş sıasıda İveç Hükümeti'nin de desteğyle binlerce Yahudi'yi kurtardığı söylenen mimar Raoul Wallenberg'in yeğenidir.
| | |
|
|
| Seher Müşfide Aybek |
| Genel Yayın Yönetmeni |
|
|
|
|
|
|
|
Kategorileri görmek için lütfen buraya tiklayiniz...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|