*SAVAŞ,GÜÇ VE İNANÇ*İSİMLİ ÇAĞDAŞ SERGİ ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ’NDE ERTUĞRUL GÜNAY TARAFINDAN AÇILDI Hitit kralı 1. Hattuşili’nin söylemi davetiyelerin ön sözünü içeriyordu “Cesedimi yıka ...Gerektiği gibi. Beni göğsüne bastır, Ve göğsünde tutarak beni toprağa göm.” temasıyla kreative edilen,açılışını Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yaptığı çağdaş sergide, Almanya, Belçika, Fransa, İran, İspanya ve Türkiye’nin usta sanatçılarından Halil Akdeniz, Filiz Azak, Bedri Baykam, Ramazan Bayrakoğlu, Fred Bervoets, Sabine Boehl, Bubi, Philippe Cognee, Jiri Georg Dokoupil, Jan Fabre, Gotthard Graubner , Mehmet Günyeli, Ramin Haerizadeh, Ergin İnan, Gülsün Karamustafa, Markus Lüpertz, Jonathan Meese, Hermann Nitsch, A. R Penck, Jaume Plensa, Gerhard Richter, Thomas Ruff, Johan Tahon, Ömer Uluç, Koen Vanmechelen, Ben Willikens, Ekrem Yalçındağ ve Fahrel Nissa Zeid’in eserleri yer alıyor
Anadolu Medeniyetleri Müzesindeki sergiyi gezen Günay, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde ilk kez tarih ile sanatın buluştuğunu ifade ederek, bunun ilginç bir deneyim olduğunu söyledi. Dağhan Özil’in özel koleksiyonundan seçilen 28 sanatçının 34 eseri “Savaş, Güç ve İnanç” başlığı ile 25 Mart tarihinde, Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sanatseverlerle buluştu. Arkeolojik eserlerin danışmanlığını Belma Kulaçoğlu gerçekleştirdi... Sergide,“Savaş, Güç ve İnanç” konseptine uygun seçilen Çağdaş eserler konularına uygun arkeolojik eserlerle buluşuyor. Bu eşleştirme sırasında müzedeki kronolojik sıra göz önünde bulundurulmuş. Paleolitik dönemden günümüze kültür tarihinin sayılı koleksiyonlarından birine sahip Anadolu Medeniyetleri Müzesi teşhiri ile çağdaş dünya sanatının önemli yapıtları “Savaş, Güç ve İnanç” Sergisi aracılığıyla tarihi, güncel ve küresel bir söyleşiye giriyor. Dağhan Özil’in Koleksiyonu’ndan yapılan seçkinin arkeolojik eserlerle bir araya gelmesi Türkiye’de ilk kez gerçekleşiyor.
Sergi ile ilgili Hasan Bülent Kahraman ve Belma Kulaçoğlu tarafından yazılan, editörlüğünü Melih Arslan ve Dağhan Özil’in yaptığı “Savaş, Güç ve İnanç” başlıklı Türkçe, İngilizce olarak 216 sayfalık kapsamlı bir katalog bulunuyor… İlk insanların taştan yaptığı silahla, modern çağın yokedici silahı atom bombasının resmedildiği bir tabloyu yan yana getiren Dokoupil’in anne sütünden yaptığı eseriyle, 5 bin yıl önce betimlenen “çocuğunu emziren” Horoztepe heykelciğini birlikte göz önüne seren, Ergin İnan’ın “Kümbeti” ile Friglerin efsanevi Kralı Midas’ın mezar odasının rekonstrüksiyonunu yan yana hayranlıkla izleten,hali hazırda müzede var olan eserleri çağdaş bir kreasyonda aynı temadaki çağdaş sanatçılara ait eserleri biraraya toplamış… Türkiye’de ilk kez yapılan bu serginin fikir babası koleksiyoner Galeri Artist’in kurucusu Dağhan Özil,*Savaş, Güç ve İnanç* sergisi fikrinin nasıl doğduğunu şöyşe anlatıyor; ‘’Türkiye’de daha önce bu kapsamda bir sergi olmadı. Yalnız Sabancı Müzesi’ndeki hat koleksiyonu ile Deutsche Bank’ın çağdaş sanatlar eserleri birlikte sergilendi. Sabancı Müzesi’nde 2007’de yapılmıştı bu sergi. Ama arkeolojik eserlerle çağdaş eserlerin buluşması ülkemizde ilk kez oluyor.Aslında bu tarz bir sergilemeyi ilk defa 17 yıl önce Dusseldorf Insel Hombroich Müzesi’nde, Gotthard Graubner gerçekleştirmiş. Biz bunu 15 yıl sonra yakaladık. Benim hayalimde İslam Eserleri Müzesi’ne çağdaş sanat eserlerini götürüp sergilemek ya da Arkeoloji Müzesi’nde çağdaş eserleri arkeolojik eserlerle birlikte sergilemek vardı. '' Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Melih Arslan’la bir sohbetimiz sırasında böyle bir fikir ortaya atınca, kendisi “niye beraber yapmıyoruz” dedi. Son 8 aydır bu sergi için çalışıyoruz. Sergi için eser seçerken inanç temasını öne çıkardım
Serginin adının neden Savaş, Güç ve İnanç olduğunu ise Özdil şöyle açıklıyor;
‘’Bizim konseptimiz zaten inanç üzerine kurulu. Örneğin Bedri Baykam’ın (Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye gidişini anlatan) *Göç* tablosu ile peygamberin kullanmış olduğu mataraları beraber sergiliyoruz. İnanç kavramını sorguluyoruz. Ben eserleri alırken de o kavrama göre alıyorum. Bunun nedeni benim devamlı yaşamı sorgulamamdan kaynaklanıyor. Ölüm... Her dakika yaşadığım bir olay, her dakika ölümü düşünüyorum. Ama korku anlamında söylemiyorum bunu... Uzun yaşayacağıma dair de bir inancım var. Ama yaşamımız zaten bir savaş halinde geçiyor...
Biz “inanç” temasını üst başlık yaptık. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndeki eserler, savaş ve gücü anlatıyordu. Bizdeki ve müzedeki eserler birleşince serginin adı “Savaş, Güç ve İnanç” oldu. Aslında eserler serginin adını belirledi.’’
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin Anadolu’daki ilk yerleşim tarihi olan 900 bin yıl öncesinden gelen,2000 yıl öncesine kadar çok ciddi butik bir koleksiyonu bulunuyor.Sergide, Anadolu’daki eserler, ilk insanın baltayı icatı, ilk silah... Ramazan Bayrakoğlu’nun son silah olan atom bombasını anlatan eseri, bu ilk silahla ilişkilendirilmiş. Sergilenmeyen bir Roma gladyadötürü ile Lüpertz’in (Markus) bir gladyatörü eşleştirilmiş. Arkeolojik eser seçimini ise Belma Kulaçoğlu yapmış.. Eserlerin yerleştirilmesi güç olduğundan 34 eserle yetinilmiş.
 Sergiyi izleyenler,900 yüz bin yıl önce ile bugünün ilişkisini,8 bin yıl önceki yerleşimden bugüne taşınan eserleri, iki eserin birbiriyle nasıl uyum içinde olduğunu görecekler. Alacahöyük’teki duvar resimleri ile Penck’in yaptığı bugünün duvar resminin benzerliğini görecekler. Aslında tüm yapılanların 30 bin yıl önce yapılmış olduğunu görecekler. Hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Melih Arslan’ın çağdaş sanat anlayışıyla,iki yıldan beri müdürlüğününü sürdürdüğü müzeyi nasıl yaşayan bir müze haline getirdiğini fark edecekler.Farklılığın nasıl yakalandığını keşfedecekler… ADRES Anadolu Medeniyetleri Müzesi Gözcü Sokak No: 12 06240 Ulus/Ank |