İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, çağdaş sanatçıların doğaya bakışlarını ve teknolojiyle ilişkilerini yansıtan sergideki çalışmaların çoğunluğunda, bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz ve doğal dünyadan geri kalanlarla organik bağımızı korumamız gerektiği fikrinin yansıdığını vurguladı. Eczacıbaşı, insanların çevreye yaklaşımını, diğer canlılarla ilişkilerini, hayvanlar dünyasını, ekolojik değişimi ve tüm canlıların doğal ve kentsel çevreleriyle etkileşimi ele aldıklarını belirterek, “Sanatçılar, yitirdiğimiz doğanın özlemi ve yaşanabilir bir dünyaya ve sürdürülebilir bir yaşam tarzına duyulan arzuyla, doğa ve teknoloji çatışmasının sanattaki izdüşümünü gözler önüne seriyorlar” dedi.
Oya Eczacıbaşı, serginin, teknolojiden yararlanan dijital medya ve videolarla insanın doğada bıraktığı izi çarpıcı ve etkileyici bir görsel şölenle sunduğunu; Alpler’de en ufak sesle çığ altında kalma tehlikesi yaşayan bir köyden, on bir yaşındaki bir kızın bir çok imgeyi içeren çığlığına; ıssız yolda araba çarpmış hayvanlardan, denizde kontrol edilemeyen fırtınaya; Ulusal Portre Galerisi’nde kültür ve tarihle karşı karşıya gelen tilkiden, Kuzey Kutbu’na yapılan bir keşif gezisine; 800 yıllık bir meşe ağacından, Akdeniz’in ıssız çöl adalarına kadar birbirinden farklı konulara değindiklerini söyledi.
Kayıp Cennet sergisi süresince İstanbul Modern’de sergiye paralel etkinlikler gerçekleştirileceğini söyleyen Oya Eczacıbaşı, “Eğitim ve Sosyal Projeler Bölümü ücretsiz olarak “Sihirli Fikirler” başlıklı bir eğitim programı uygulayacak. Resim, heykel, performans ve enstalasyonu içeren programda çocuklar, gençler ve aileler, doğa, teknoloji ve yaşam alanlarının değişimi üzerine sanat çalışmaları yapacak. Sanatçıların katılımıyla söyleşiler düzenlenecek. İstanbul Modern Kütüphane’de sanatçılarla ilgili kitaplar ve kataloglar yer alacak” dedi. Oya Eczacıbaşı, serginin gerçekleştirilmesinde yoğun emeği geçen başta sergi küratörleri Paolo Colombo ve Levent Çalıkoğlu olmak üzere İstanbul Modern ekibine ve “Kayıp Cennet” sergisine katkıda bulunan kurumlara ve ana sponsor Türk Telekom’a teşekkür etti.
Teknoloji dominant bir şekilde doğanın yerini alıyor
Küratör Levent Çalıkoğlu, serginin merkezini kayıp, yitirilmiş ve belki de yeniden keşfedilmesi imkânsız bir doğa fikrinin oluşturduğunu, bu doğanın, günümüz üretim ve tüketim ilişkilerinin içinden doğduğunu belirtti:“Sergideki çalışmalar, tanımsız, el değmemiş, natüralist bir doğa fikrinden ziyade, farklı yaşam stillerinin, ekonomik ve sosyal koşulların, makro ve mikro iktidarın, kültürün bir seyir nesnesi olarak önümüze koyduğu yapay-üretilmiş doğa fikrini tartışmaya sunuyor.”
Çalıkoğlu, doğanın varlığına işaret eden çalışmaların serginin önemli bir bölümünü oluşturduğuna değinerek, “Doğayı hayal gücünün kaynağı ve psikolojik süreçlerin itici gücü olarak etüt etmek, doğanın yüceliği karşısında yitip gitmek gibi bilinçaltı alanlarına açılan çalışmaların ve insan doğasının, doğanın verili pek çok koşulunu nasıl tekrar ettiğini araştıran, doğa-insan-kültür ilişkisinin benzerliklerle örülü olduğunu gösteren sanat çalışmalarının” da yer aldığını ifade etti.
Kültürün, doğanın artıklarıyla beslendiğini, sanatçıların da bu artıkların farklı formlarda nasıl yol aldığını, dönüştüğünü ve yeniden kullanıma sokulduğunu tartışmaya açtığı görüşünü dile getiren Levent Çalıkoğlu, sergideki sanatçıların, teknolojinin doğayı kavramakta nasıl yetersiz kaldığını ve aşırılık yarattığını göstermeye çalıştığını vurguladı: “İnsan ruhu ve bedeninin doğadan kopuşunun aracı haline gelen teknoloji, sergide kendisini sanatçıların kullandığı malzemeler aracılığıyla simgeselleştiriyor. Masumiyeti yitirilmiş dünyada yeni bir deneyim alanı olarak teknoloji dominant bir şekilde doğanın yerini alıyor.”
Sanatçılar nostaljiyi aktarırken teknolojiden yararlanıyor
Sergide yer alan sanatçıların son 40 yıl içinde sanat uygulamalarına giren mekanik ve dijital yöntemleri benimsediklerini belirten küratör Paolo Colombo katalog yazısında, çağdaş sanatçıların modernliğin ve teknolojik ilerlemenin ürünü olan hareketli görüntünün anlatım olanaklarını, eski dünyalarına duyulan nostaljiyi aktarmakta kullanmalarının ilginçliğine dikkat çekiyor.
Paolo Colombo, bu serginin “Çağdaş toplumda yeni Rousseaucu bir tavrın ortaya çıkışı, insanın denetiminden çıkmış apokaliptik bir gelecek öngörüsü ve son yıllarda tahrip edilmiş eski bir cennetin varlığı gibi bir dizi meseleyi” gündeme getirdiğini vurguluyor. Pipilotti Rist’in Safran Çiçeği enstalasyonunda ele alınan “masumiyet ve suçluluk” duygusunun, sergideki tüm çalışmalarda bir ölçüde yer aldığının altını çizen Paolo Colombo, “Bazı çalışmalarda ise sanatçılar doğaya karşı doğru ve yanlış davranışlarımızı mercek altına alarak neyin yanlış olduğunu ve telafisi için ne yapılabileceğini ele alıyorlar” diyor.
“Kayıp Cennet” sergisine paralel etkinlikler
Kayıp Cennet sergisine paralel olarak 25 Mart 2011 Cuma günü İstanbul Modern Sinema’da gerçekleştirilecek Sergi Konuşmaları’nda sergide yer alan sanatçılar bir araya geliyor. Sergi Konuşmaları’nın saat 13.00 -14.30 arasındaki I. oturumuna Ergin Çavuşoğlu, Emre Hüner, Ali Kazma ve sergi küratörü Levent Çalıkoğlu, saat 15.00-17.00 arasındaki II. oturuma ise Jim Campbell, Armin Linke (DesertMed), Ulrike Ottinger, Charles Sandison ve sergi koordinatörü Lora Sarıaslan katılacaklar. Ücretsiz olan etkinlikte, simültane çeviri yapılacak.
İstanbul Modern Kütüphane’de sanatçılarla ilgili kitaplar ve kataloglar, İstanbul Modern Mağaza’da sanatçıların çalışmalarından oluşan kartpostal ve posterler yer alacak.
İstanbul Modern Eğitim ve Sosyal Projeler Bölümü, Kayıp Cennet sergisine paralel olarak tasarladığı “Sihirli Fikirler” başlıklı ücretsiz uygulanacak eğitim programında, çocukları, gençleri ve aileleri doğa ve teknoloji ilişkisinin sanattaki yansımalarını araştırmaya, sanatçıları tanımaya, teknolojik ve organik malzemelerin buluştuğu sanat eserlerini incelemeye ve eğlenceli sanat oyunları oynamaya davet ediyor.
Resimden heykele, performanstan enstalasyona zengin bir içerikte hazırlanan programda çocuklar, gençler ve aileler doğa, teknoloji ve yaşam alanlarının değişimi hakkındaki fikirlerini sanat çalışmalarına taşıyorlar. Eğitim programına okul grupları 25 Mart – 24 Temmuz 2011 tarihleri arasında Pazartesi hariç hafta içi her gün, çocuklar, gençler ve aileler ise hafta sonları katılabiliyor.