Yeni kimliğimizde hep Unilever’in ev dışı tüketim pazarlarındaki izlerini ve etkinliğini nasıl artırabiliriz sorusuna cevap aradık. Tüm kurumsal kimlik yenileme çalışması globalde 2 yıl süren uzun bir süreçte tamamlandı ve tüm ülkelerin feedbackleri ve pazarları değerlendirilerek oluşturuldu. Öncelikle Unilever’in marka gücünü ortaya çıkartacak bir logo olmasını istedik. Ayrıca gıda sektöründe yer aldığımız için daha çok iştah açan, genç ve dinamizmi temsil eden renkler üzerine gitmeyi istedik.
2 yıllık yoğun bir çalışmanın ardından, ilk lansmanımız 2010 yılı Aralık yılında Çin’de gerçekleştirildi. 6 Ocak’da Global’de gerçekleşen lansmanın ardından Türkiye olarak lansmanımızı 19 Ocak ‘da Altın Kep Yarışması’nda gerçekleştirdik.
Kurumsal kimliğimiz üzerinde çalışırken şeflerimizin essiz lezzetler hazırlaması için mutfaklarda geçirdikleri zamanın ve enerjinin önemi ile tüketiciler her geçen gün, daha fazla ve değişik lezzet aramaları en önemli iç görümüz oldu. Bu anlamda dünyada 7 ülkede 3,000’e yakın müşterimizi ve ev dışında yemek yiyen tüketicileri dinledik. Ocak 2010’da yayınladığımız ‘Dünya Menü Raporu’nda da özellikle Türkiye ile ilgili olan sonuçlara değinmemiz gerekirse, Türkiye’de ev dışından yemek yiyen her 10 tüketiciden 9’unun yemeklerinin içeriğini merak ettiğini gördük. Tüm pazarlama faaliyetlerimizi bunun üzerine kurguluyoruz.
Sektörü anlamaya ve geliştirmeye yönelik yaptığımız ve yapacağımız araştırmalar yeni kurumsal kimliğimizin hem oluşmasında hem de yayılmasında en önemli faktör oldu.
Müşterilerimizi, kalite standartlarına Unilever markasına, kalitesine, her zaman kullanacakları ve aldıkları sadece, ürün değil, Unilever Food Solutions’ dan aldıkları hizmetlerin toplamında, müşteri servis kalitesine kadar değişen, konularda, müşterilerimizi ziyaret ettiğimiz, onlara sunduğumuz değerler var. Hem büyümeleri, hem mutfaklarındaki verimliliği arttırmak için yaptığımız çalışmalar var. Eğitim hizmetlerini düşündüğümüzde, onlar bizi tercih ediyorlar.
Ürünlerimize ve verdiğimiz hizmete güvenerek, bizimle çalışmayı sürdürüyorlar. Kalitemiz, önemli bir faktördür… Çalışmalarımızı onlara bire bir ziyaretle, mutfaklarında menü çalışmaları yaparak, mühendislik hizmetleri vererek, onların ürettiklerine lezzet katmalarını sağlıyoruz…
*UFS* DÜNYA ÇAPINDA ÇÖZÜM ORTAĞI OLMAYI NASIL BAŞARDI?
KNORR, CALVE VE LİPTON GİBİ ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİYLE, 100 DEN FAZLA ÜLKEDE RESTORAN VE OTEL ZİNCİRLERİ, SÖZLEŞMELİ YİYECEK ŞİRKETLERİYLE PROFESYONEL ÇÖZÜM ORTAĞI AĞI NASIL 0LUŞTU?
Unilever Food Solutions olarak global bir organizasyonuz. 5 kıtada 70’i aşan ülkede yemek kültürü, mutfak yönetimi ve gastronomi alanında büyük bir bilgi birikimimiz var. Bu bilgi birikimimizi gerek ürünlerimiz gerekse servislerimize sektörle paylaşıyoruz. Örneğin bazı müşterilerimiz iç eğitimlerini bize outsorce etmiş durumdalar. Sektörde yatırımlarımızı eğitim alanında yoğunlaştırıyoruz. Bunlardan en önemlisi gastronomi alanında 2008 yılında açmış olduğumuz bilgi paylaşım merkezi Chef’Inn. Chef’Inn kurarken çıkış noktamız, gastronomi sektöründe, profesyonellerin bağımsız ortamda, bilgiyi paylaşıp transfer edebilecekleri bir ortam oluşturmak idi. Yaklaşık 3 yıl içinde bunu başardığımızı düşünüyorum. Chef ‘Inn tüm sektöre açık bir merkez. Burada her türlü müşteriye özel, müşterinin ihtiyacına göre, şekillendirilmiş, eğitimleri, demoları, reçete geliştirme çalışmalarını ve gastronomi aktivitesini gerçekleştiriyoruz.
6 istasyondan oluşan bir mutfağımız, Türkiye’nin 3. büyük gastronomi kütüphanesi mevcut. Bu ciddi anlamda bir referans noktamız, özellikle, gastronomi öğrencileri, araştırma ve geliştirme için çok fazla kullanıyorlar. Tüm yemek tutkunlarının kullanımına açık. Sektörde herkes www.chefinn.com sitesi üzerinden, bize ulaşıp, kayıt olabilir.
Müşterilerimize güçlü markalarımız, doğru ürün yapımızı ve servis markalarımız ile profesyonel çözüm ortağı oluyoruz.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE ÇEVREYE DUYARLILIK KONUSUNDA ÜRETİM VE PAKETLEMEDEKİ HASSASİYETİNİZİ ANLATIR MISINIZ?
Unilever olarak 2020 yılı için kendimize bir hedef belirledik. İş hacmimizi 2020 yılında 2 katına çıkartırken, çevreye vereceğimiz etkiyi sabit tutacağız diyoruz. Bu aslında çevreye vereceğimiz etkiyi yarı yarıya azaltacağız anlamına geliyor.
Unilever Türkiye olarak her yıl Sürdürülebilir Yaşam planımızı açıklıyoruz. Bu planda son 15 yılda yaptığımız iyileştirmelerden ve sosyal sorumluluk projelerimizden bahsediyoruz. Örneğin 2010 yılı verilerine göre Unilever Türkiye olarak son 15 yılda ton başına atık miktarını %94, karbondioksit salınımını % 62 ve su tüketimini %61 azalttık.
Kalite bizim iş yapış şekillerimizde olmazsa, olmazımızdır. Tüketicilerin beklentilerini, kaliteli ürünlerle sağlamakla kalmayıp, tüm üretim sürecine bağlı olarak, yatırımlarımız kesintisiz olarak devam ediyor. Her yeni projemizde bunu tüketiciye, en iyi kaliteyi sağlayacak ve çevreye olan etkiyi yarıya indirecek şekilde, nasıl geliştirebiliriz diye düşünüyoruz. Bizim sadece pazarlamamızla değil, satın alma tedarik zincirimizin, Ar-Ge ve satış organizasyonumuzun, finans ekiplerimizin, şeflerimizin, şef ekiplerimizin hepsi dahil olarak, bu duygu DNA mıza işlemiştir.
Gelecek nesillerin kullanacağı, havadan ormanlardan, hiçbir şekilde, hedeflerimize ulaşmak için fedakarlık lüksümüz yok. Bugün içinde bulunduğumuz binamız dahil bu ilke gözetilerek hazırlanmıştır. Unilever Türkiye binası, yeşil ofis konseptiyle Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED) sertifikası sahiptir. Türkiye’nin sertifikalı ilk yeşil ofisidir.
Tasarımında gün ışığının çok fazla olması için, her taraf cam olarak tasarlandı. Tuvaletlerdeki sular yağmur sularından elde ediliyor. Sadece bunlar değil, günlük hayatımıza da bu anlamda, yatırım yapmış oluyoruz. Bu bir yaşam biçimi, bir misyon bizim için.
Aslında araştırmalar gösterdi ki, sürdürülebilirlik ile çevreye verilen zararın en büyük kısmı, aslında, tüketicilerin yanlış kullanımından kaynaklanıyor. İlerleyen günlerde bu konuda da tüketicilerin daha fazla bilinçlenmesi için yatırımlarımız devam edecek.
2010 YILINDA DÜNYA BÜYÜME ŞAMPİYONU OLDUNUZ. BUNU NASIL BAŞARDINIZ?
2010 yılı, Unilever Food Solutions adına, tüm kategori ve kanallarımızda, pozitif ivme ile başarılar kazandığımız bir yıl oldu.
Öncelikle çok ciddi bir takım çalışması gerçekleştirdik. Müşterilerimizi yakından anlayıp, onlara özel çözümler üretebilmek çok önemli bir faktör idi. Hem ürün, hem hizmetlerimizde farklılaştık. İçinde bulunduğumuz sektörde hizmet verdiğimiz tüketim kanallarına özel, o kanalın ihtiyaçlarına göre şekillendirdik pazarlama planlarımızı.
Örneğin; toplu yemek sektöründe, markalarımızı mutfaklara taşıdık. Çeşitli aktivitelerle, yeni konseptler getirdik.
İnsanların beklentileri lezzetten öte, yaşamlarına nasıl canlılık getireceği ve farklılığı ne ölçüde yaşatacaklarına bakıyorlar. Biz bu konuda, verimlilik ve bilinilirlik adına, çok fazla yatırım yapıyoruz.
Ayrıca müşterilerimize ürünlerimizin kattığı değerleri anlatabileceğimiz, çok güzel bir program oluştu. Adı büyüteç. Büyüteç programımızda, müşterilerle çok yakın çalışıyoruz. Onların yemek, lezzet ve kalitelerine, ayrı tatlar, geliştirerek, mutfakların verimliliğini arttırıp, maliyetlerini kontrol altında tutmalarını sağlıyoruz. Bilgi birikimiz ile proje çalışmaları yapıp, operasyonlardaki verimliliği arttırmayı başarıyoruz.
Knorr için Doğadan Kepçeye kampanyasını Türkiye Diyetisyenler Derneğini yanımıza alarak gerçekleştirdik. Toplu beslenme sistemlerinde menü planlamasına ilişkin yatırım yaptık. Canlı sempozyumlarla toplu beslenmede menü planlamasının yeri ve önemini, Knorr ürünleri ile onlara nasıl yardımcı olabileceğimizi anlattık.
YENİ KURUMSAL KİMLİĞİNİZ İLE ORTAYA ÇIKARDIĞINIZ 3 YENİ HİZMET MARKANIZ HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
2011 yılında, 3 adet yeni servis markamızla çıtayı biraz daha yükseltiyoruz.
Kurumsal kimliğimizi yenilerken 3 bine yakın operatörle, şef ve ev dışında yemek yiyen tüketici ile görüştük. Bu görüşmeler sonucu sektörün bizden 3 ana konuda destek beklediğini tespit ettik. Bunlar, mutfak, menü ve misafirler.
Bu tema içinde 3 yeni servis markamızı lanse ettik:
1- Siz ve Menünüz: menülerin hem lezzetli, hem besleyici ve hem de karlılığının artırılmasına yönelik servislerimizi içeriyor. Menü danışmanlığı ve mühendisliği hizmetleri ilk aklıma gelen örnekler.
2- Siz ve Mutfağınız: Mutfaklarda verimliliğin iyileştirilmesi, enerji, zaman ve işçilikten tasarrufu sağlayacak çözümleri içeren hizmetlerimiz. Büyüteç Propgramı bunlardan sadece biri.
3- Siz ve Misafirleriniz: İşletmelerin sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri için tekrar tekrar gelen karlı müşteriler çok önemli. Bu konuda işlettmelere özel ve genel uygulamalr yapıyoruz. Örneğin 2011 son 3 aylık dönemde müşteri memnuniyeti her işletmenin kendince çok kolayca ölçebileceği araçlar lanse ediyor oalcağız.
Bu 3 servis markamız… Güçlü ürünlerimiz, ve markalarımızın yanında, bizim sektörde farklılaştığımızı kanıtlayacak, böylece sektörde liderliğimizi de koruyacağız. Aslında Türkiye’de sektörün gelişmesi bizim için çok önemlidir. Gelişmekte olan ülkeler arasında önümüz çok açık. UFS bu konulardaki sorumluluğunu idrak etmiş olarak, sektöre hizmetini sürdürüyor.
2011 yılından itibaren sektörde yapacağımız, her türlü hizmetimizde, bu 3 tema altında gerçekleştireceğiz.
TÜKETİCİLER DIŞARIDA YEDİKLERİ YEMEĞİN İÇERİĞİ HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ SAHİBİ OLMAK İSTİYOR KONUDAKİ GÜVENİ NASIL SAĞLIYORSUNUZ? KİMİLERİ DE EVDE PİŞİRİKEN KULLANDIKLARI ÜRÜNLERİNİZ HAKKINDA DAHA GÜVEN SAĞLAYICI BİLGİLERE AÇLAR… BU KONUDA GİDERİCİ VE EĞİTİCİ ÇALIŞMALARINIZ VAR MI?
Dünya menü araştırması, kurumsal kimliğinizi yenilerken, çıkış noktamız tüketiciydi. Tüm dünyada ev dışında, yemek yeme alışkanlığı artmaktadır. 7 ülkede yaptığımız araştırmanın Türkiye raporunda gördük ki ev dışında yemek yiyen her 10 kişiden 9’u, yediği yemeğin içinde ne olduğunu merak edip, nasıl ve ne malzemeler olduğunu sorguluyor. Bu konuda, %66’sı, bilgi kendilerine sunulursa, daha sağlıklı seçimler yapacaklarını söylüyor. Bu yüksek talebe karşın
Tüketicilerin sadece %13’ü bu bilgiye ulaşabiliyor. Bu konuda, tüketicilere, sorumluğu nerede görüyorsunuz, sorusunu yönelttiğimizde, %47’si, yemek yediğimiz restoran ve yerde, bu bilginin kendilerine verilmesini istiyor. Yüzde 24’ü de sorumluluğu, tedarikçiler sağlasın diyor.
İşte konular bize, bu 3 markayı getirdi. Unilever Food Solutions’ın bu konuda lider olarak öncülük etmesi gerekiyor. Bu nedenle servis markalarımızı 2011 yılı itibari ile sektörde ses getirecek. Örneğin Siz ve menünüz içindeki besin değerlerinin hesaplanması lansmanını yapacağımızda, bu aracı tüketicilere tanıtacağız. Bilgiye aç olan tüketici, buna nasıl ulaşacağını bilmiyor. İşte bu konuda, müşterilerimize danışmanlık hizmeti de veriyoruz. Önemli olan, bunu güzelleştirmek, misafirlerine hizmette bu değerleri katarak, sunmalarını sağlayacağız.
Eatz4U NEDİR?
Bir de EATZ4U, yeni kurumsal kimliğimize bakanlıkla gerçekleştirdiğimiz, obeziteye yönelik, yeni projelerimiz var. Okullarda sağlık…
Okulların büfe ve mutfaklarında ürünlerimizin doğru kullanımını, bilinçlendirerek, çalışmalar yapacağız.
Toplu yemek firmaların, hastanelerin vs gibi yemek üretim süreçlerine dahil olarak da iyileştirme yapıyoruz.
Tüm proje ve uygulamalarımızı, dengeli, doğru ve sağlıklı beslenmeyi sağlayacak şekilde geliştiriyoruz.
Doğru kullanımdaki doğru bilgiyi sektörle paylaşıyoruz.
TEDARİKÇİLERİNİZİN BİR KISMI NEDEN YURT DIŞINDAN?
Üretimimizin yüzde 90’ın Türkiye’de gerçekleştiriliyor ve Unilever standartlarına uygun yerel ve uluslararası firmalardan en uygun olanları ile çalışıyoruz. Burada kalite birincil önceliğimiz. Unilever kalite standartlarına uygun tedarikçiler ile çalışıyoruz.