Web Toolbar by Wibiya
 

TGDF GIDA İÇECEK SANAYİ 2010 ENVANTERİNİ AÇIKLADI 13.05.2011
4. büyük üretim sektörü durumunda olan Gıda ve İçecek Sanayimizin, bu derece yüksek bir oranda dış ticaret fazlası veriyor olmasını ve Türkiye ortalamasının üzerinde bir ihracat artışı yakalamasını bir gurur kaynağı olarak algılanmalı
 
İlknur Menlik Kurumsal İletişim Direktörü;TGDF Gıda ve İçecek Sanayi 2010 Envanteri’ni açıkladı
 
 
TGDF Başkanı Şemsi Kopuz:
 
“Her yıl dış ticaret fazlası veren gıda sektörü, eskisinden çok daha fazla desteklenmeli!”
 
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF), bu yıl dördüncüsünü hazırladığı TGDF Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2010’u 11 Mayıs Çarşamba günü gerçekleştirdiği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Basın toplantısında konuşan TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, 2010 Envanteri verilerine göre gıda ve içecek sektörünün her yıl olduğu gibi dış ticaret fazlası verdiğine dikkat çekerek; “hemen her yıl yüksek oranda dış ticaret fazlası veren gıda ve içecek sektörümüz, eskisinden çok daha fazla desteklenmelidir” dedi.
 
TGDF’nin tüm faaliyetlerinin odağında bulunan 4 ana başlıkta (Gıda Güvenliği; Çevre; Tüketici ve Ticaret-Rekabet) sektörel politikalar oluşturulabilmesi için doğru ve güncel bir veri kaynağı olmayı amaçlayan ve bu yıl dördüncüsü hazırlanan TGDF Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2010, kamuoyuna açıklandı. TGDF Kurumsal İletişim Direktörü İlknur Menlik tarafından sunumu yapılan Envanter 2010 verilerine göre gıda ve içecek sektörü 2010 yılında 3,4 milyar dolarlık ithalatına karşın, 6,7 milyar dolarlık ihracatla  %195 gibi yüksek bir oranda dış ticaret fazlası verdi. Yine verilere göre, geçen yıl Türkiye’nin ihracatındaki artış oranı 2009 yılına göre %11,5 olarak gerçekleşirken; gıda ve içecek sanayinin ihracat artış oranı %13,1 oldu. 
 
 
Basın toplantısında konuşan TGDF Başkanı Şemsi Kopuz; sektörün hemen her yıl ortalama %200 gibi yüksek oranda dış ticaret fazlası verdiğine dikkat çektiği konuşmasında, 2011 yılı dünyasındaki siyasi ve ekonomik gelişmelerin, sektörün eskisinden daha fazla desteklenmesi gerektiği sonucunu ortaya çıkardığına vurgu yaptı. Kopuz; ülke ekonomisi içinde 4 büyük üretim sektöründen biri durumunda olan Gıda ve İçecek Sanayinin, bu derece yüksek bir oranda dış ticaret fazlası veriyor olmasını ve Türkiye ortalamasının üzerinde bir ihracat artışı yakalamasını bir gurur kaynağı olarak gördüklerini de sözlerine ekledi.

ŞEMSİ KOPUZ KONUŞMA METNİNİ AYNEN VERİYORUZ

Değerli Basın Mensupları,
Sektörümüzün Değerli Temsilcileri,

Bir kez daha Türk Gıda ve İçecek Sektörünü rakamlarla değerlendirmek üzere bir aradayız. O nedenle öncelikle hepinize katılımınızdan dolayı ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Sektörümüze dair değerlendirmelere geçmeden önce izninizle, dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri kısaca aktarmak istiyorum.

Bugüne baktığımızda dünyanın çok şiddetli bir krizi geride bıraktığını söyleyebiliriz. 2010 yılı bu anlamda iyi gelişmelere sahne oldu.

Örneğin; Küresel kriz yılı olan 2009’da dünya ekonomisi 58 trilyon dolara kadar gerilemişti. 2010 yılında ise 62 trilyon dolara yaklaşarak kriz öncesi seviyesini yakaladı. 2011 yılında dünya ticaretinde bir yavaşlama yaşanacağı öngörüsüyle bu rakama yakın bir sonuç çıkacağını söyleyebiliriz.

Ancak 2011 yılı ilginç bir yıl olmaya devam ediyor. Özellikle sektörümüz açısından baktığımızda şunu söyleyebiliriz:

“Küresel gıda krizinin yaşandığı 2008 yılında bile gıda; bugünkü kadar konuşulmamıştı.”

Son dönemde yapılan araştırmalar ve açıklamalar, gıda güvenliği ve güvenli gıdaya erişim konusunda dünyada yaşanan sıkıntıyı ortaya koyuyor. Artış eğilimini devam ettiren dünya gıda fiyatları ise madalyonun diğer yüzünü oluşturuyor. Bunların bir sonucu olarak açlık, ne yazık ki halen tehdit olmaya devam ediyor.

Diğer yandan petrol fiyatları tarım, gıda ve içecek sektörlerini etkileyecek derecede yüksek… Dünyanın bazı bölgelerinde halen devam eden siyasi istikrarsızlıklar, petrol üzerinden emtia fiyatlarına dolaylı etki yaptığı gibi; biyoyakıta ayrılan tarım ürünleri nedeniyle de fiyatlar üzerinde bir baskı oluşuyor.

Öte yandan 2050 yılına kadar 65 ülkenin daha su kıtlığı çeken ülkeler sınıfına dâhil olacağı uluslararası kuruluşlarca belirtiliyor.

Bunlara ekleyebileceğim birçok benzer örnek var. Ancak bu saydıklarım bile bize açıkça şunu gösteriyor:
“2011’in dünyasında geleceğimizi şekillendirecek 3 ana konu var: Tarım, gıda ve enerji” Ve tabii, hepsinin temelinde sürdürülebilirlik kaygısı bulunuyor.


Değerli arkadaşlar;

Türkiye ekonomisine baktığımızda ise devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla 2023 vizyonuna odaklandığını görüyoruz. Bildiğiniz üzere küresel krizin ardından 2010 yılı, Türkiye ekonomisi için moral yılı oldu. Ekonomimiz %8,9 büyüme ile tarihi bir seviyeyi yakaladı. Bundan sonraki dönemde büyümede istikrarın yakalanması hedefleniyor.

Ancak krizden rekor büyümeyle çıkan Türkiye, ihracat sıçramasında birçok ülkenin gerisinde kaldı. Örneğin AB-27’nin 2010 Büyüme Beklentisi %1.7 olmasına rağmen sıfıra yakın büyüme gösteren bazı üye devletlerin bile küresel kriz öncesine göre ihracatlarını Türkiye’den daha fazla arttırdıkları görülüyor.

Ben önümüzdeki dönemde Avrupa'da toparlanma gözlenmesi durumunda ihracatımızın da büyümeye olumlu etki yapacağını düşünüyorum. Ancak, hem Avrupa'da devam eden borç krizi, hem de diğer önemli ihracat pazarımız olan Orta Doğu ülkelerinde yaşanan siyasi belirsizlikler Türkiye açısından risk oluşturmaya devam ediyor.

Saygıdeğer Basın Mensupları;

2023’de 500 milyar dolarlık ihracat hedefi için sizin de bildiğiniz üzere birçok strateji belgesi hazırlandı.

Ancak bugünkü reel rakamlarla konuşacak olursak; 2010 yılında Dış ticaret açığının yüzde 84.5 artışla 71 milyar 563 milyon dolara yükseldiğini; hatta Mart ayı itibariyle bu açığın daha da arttığını görüyoruz. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise bu dönemde yüzde 61.4 oldu.

Hesaplamalar, 1980-2010 döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranının ortalama olarak yüzde 63.6 olduğunu ortaya koyuyor. Bu ortalamanın devam edeceğini göz önüne alırsak, 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracatın yakalanması için yaklaşık 300 milyar dolarlık bir dış ticaret açığının oluşması muhtemeldir.

Öyleyse ilk yapılması gereken bir an önce, hemen her yıl yüksek oranda dış ticaret fazlası veren gıda ve içecek sektörümüz gibi sektörlere öncelik verilmesidir.

Bugün sizlerle paylaştığımız TGDF 2010 Gıda Envanteri sonuçlarına göre sektörümüz 2010 yılında 3,4 milyar dolar ithalatına karşın; 6,7 milyar dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Bu da dış ticareti karşılama açısından %195 gibi çok yüksek bir orana karşılık gelmektedir.

Yine 2009 yılına göre Türkiye’nin ihracatındaki artış oranı %11,5 olarak gerçekleşirken; gıda ve içecek sanayimizin ihracat artış oranı %13,1 olmuştur.
Verilere göre 2010 yılında GSYİH %16 oranında büyürken, Gıda ve İçecek Sanayi büyümesi %18,1 ile daha yüksek oranda gerçekleşmiştir. Yine söz konusu dönemde Gıda ve İçecek Sanayi cari fiyatlarla 222 milyar TL'ye yükselmiştir.
Açıkçası; ülke ekonomisi içinde 4. büyük üretim sektörü durumunda olan Gıda ve İçecek Sanayimizin, bu derece yüksek bir oranda dış ticaret fazlası veriyor olmasını ve Türkiye ortalamasının üzerinde bir ihracat artışı yakalamasını bir gurur kaynağı olarak görmekteyiz.

Kıymetli arkadaşlar;

İşte bu nedenlerle, hangi eksende ortaya çıkarsa çıksın, gıda ve içecek sektörünün makro anlamda eskisinden çok daha fazla desteklenmesi ve önünün açılması gereken bir döneme girmiş bulunmaktayız.

OECD raporuna göre Tarım üretiminde dünya yedincisi olmuş bir ülkede neden gıda ve içecek sektörü olarak yedinci hatta daha üst sıralarda olmayalım?

Bu sorunun cevabının iyi irdelenmesi gerektiğine inanıyorum.

Çünkü tarımsal ürün üretiminde yakaladığımız bu başarının devamının ve “Kırsal Kalkınma” nın sağlanmasının yegâne çözümü, Gıda ve İçecek Sanayinin gelişmesi ile mümkündür. Gıda ve İçecek Sanayinin gelişmesi ise tarım-sanayi entegrasyonu ve geleceğe dair tarımsal üretim, hammadde, ithalat ve ihracat planlarının gıda sanayinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmasından geçmektedir.

Sektörümüzün önünü açacağına inandığımız bir başka konu ise Bakanlığımızın, Tarım ve Gıda Bakanlığı adı altında yeniden yapılanmasıdır. Federasyon olarak uzun yıllardır tarım ve gıda başlıklarının bir çatı altında olması gerektiğini söylüyorduk. Şimdi bu, gerçekleşmeye çok yakındır.

Ancak bu noktada dikkat çekmek istediğim bir husus var:
Bakanlığın yeni yapılanmasında mutlak suretle “Bağımsız bir Gıda Güvenliği Otoritesinin Kurulması” öngörülmelidir


Gıda Güvenliği; TGDF olarak bizim de üzerinde odaklandığımız dört temel konudan biridir. Federasyonumuz gıda güvenliğinin yanı sıra tüm çalışmalarını ÇEVRE; TÜKETİCİ ve TİCARET-REKABET konularını esas alan politikalar çerçevesinde yürütmektedir.

İşte bugün kamuoyu ile paylaştığımız Envanter 2010, bu dört temel üzerinde sektörel politikalar oluşturulabilmesi için güncel bilgi kaynağı olmaktadır.
Değerli katılımcılar;

Konuşmamın başında geleceğimizi şekillendirecek 3 ana konunun Tarım, gıda ve enerji olduğunu ve hepsinin temelinde sürdürülebilirlik konusu bulunduğunu belirtmiştim. Türk gıda ve içecek endüstrisinin sürdürülebilirliği de bu küresel gelişmelerin önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Gelecekte sanayimizi bekleyen küresel zorlukların farkındayız. Bu nedenle Federasyon olarak dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmelerin ışığında sektörün önümüzdeki yıllarına yön verecek ve rekabet gücünü arttıracak global vizyonunu ortaya koymaya hazırlanıyoruz.

Endüstrimizin dünya ile rekabet gücünü ve performansını arttırırken, aynı zamanda ülkemizde beslenme ve sağlıkla ilgili sorunlara bilimsel ve ölçülebilir çözümler üretilmesini de hedefliyoruz. Ancak gıda zincirinde aradığımız çözümler, dünyadaki gelişmelerden bağımsız değil. Bu nedenle sektörümüzün geleceği için global bir vizyon ortaya koymalıyız.

Bu nedenle konuşmamı bitirmeden önce Gıda ve içecek zincirinde yer alan değerli paydaşlarımıza buradan bir çağrı yapmak istiyorum:

Sektörümüzün global vizyonunu ortaya koymak amacıyla 21-23 Kasım 2011 tarihlerinde “Global Gelecek Global İş Birliği” temasıyla Çeşme-İzmir’de gerçekleştireceğimiz “TGDF Gıda Kongresi 2011’e hepinizi bekliyoruz.

Saygılarımla,

Şemsi Kopuz
Başkan
TGDF

 


 

Seher Müşfide Aybek
Genel Yayın Yönetmeni
 

Translate Page

 

TourismLifeInTurkey.com'un imtiyaz sahibi   TUYED EGD SKAL   ve   ITO   üyesidir.