Web Toolbar by Wibiya
 

YUNANİSTANIN ADRİYATİKTEKİ SİLUETİ CORFU ADASI< www.httatil.com un, Seher Aybek e Mykanos yazısı ile verdiği tatil hediyesi sırasında yazıldı 09.07.2011
KORFU ADASINDAKİ KOYLARDAKİ GİZEMLİ DOLAŞIM,BELLA VİSTA TEPESİ .
 
 
YUNANİSTAN’IN ADRİYATİK’TEKİ SİLUETİ CORFU ADASI www.httatil.com un  Seher Aybek'e Mykanos yazısı ile verdiği tatil hediyesi sırasında yazıldı...
 

 

KORFU ADASINDAKİ KOYLARDAKİ GİZEMLİ DOLAŞIM,

 
 
PALEOKASTRİTSANIN BÜYÜLEYİCİ MANZARALARINI SABİTLEDİĞİM BELLA VİSTA TEPESİ 
 
 
 
 
Korint kanalını geçtikten hemen sonra, Cruise journal da yazdığına göre Rio Antrion köprüsünden geçecektik.Gemimizin sağ tarafında Yunanistan ana karasının Patras şehri,sol tarafında peloponnesus adasının Rio şehri varmış.Köprü dünyanın en uzun halatlarıyla destekli olarak 1990 senesinin ortalarında planlanmış. Fransız ve Yunanlıların ortak  yapımıymış.2004 Yaz Olimpiyatlarından bir hafta önce açılmış…
 
 
Nihayet köprü görünmüştü. Bir heyecandan diğerine sürüklenmek seyahatimizin başında bize bir hayli keyif ve motivasyon veriyordu…
 
 
 
Gün batımına doğru epey heybetli görünüyordu…Halatlarını bile fotoğraflayabildim…Bu güzellikleri de gerilerde bırakıp Korfu Adasına doğru yol almaya başladık…
 
 
 
 
Köprünün heybetinden denizin gizemine baktığımda, yunusların dansını izlemek,beni heyacanların en üstüne taşıdı.
 
 
 
Akşam yemeğinden önce meyve soyma yarışmasını izleyip,yemeğimizi büyük bir hazla acele yiyip
 
 
gecenin sürprizi 5. Katta show salonunda Christanın hazırladığı Greek Extra Vaganza showu izleyip dans ettik.Kamaralarımıza çekilip sabah cennet bir adada gözümüzü açmak üzere derin bir uykuya daldık…

 

 
Her zamanki gibi erken uyandığımda,Yunanistan’ın Adriyatik Denizindeki adalarının ilki Korfu Adası sabahın ilk ışıklarıyla görünmüştü…Verilen bilgilerden öğrendiğime göre mükemmel sahillerinde sahip olduğu doğal plajlarıyla,Yunanistan’ın en yeşil adası ünvanına da sahipmiş.2 milyondan fazla zeytin ağacının bulunduğu ada, geçim kaynağını ziraat ticaretinden sağlıyormuş.Zeytin Korfu’nun ana gelir kaynağı olmakla birlikte şimdi en büyük  gelirini turizmden sağlamaktaymış…Akdeniz iklimi sürdüğü için tatilcilerin popüler destinasyonu haline gelen Korfu, Kuzey batısında yer alan inanılmaz güzellikteki koylarıyla da bir hayli ün almış…
 
 
Tabii ki kameramı kapıp yine güvertelerde uçuştum ve size sunmak üzere harika görüntüler yakaladım…
 
 
Liman bir hayli görkemli görünüyordu ne kadar olsa ticaret limanıydı…çok gemi vardı kahvaltımı limanı seyrederek yaptıktan sonra tur buluşma noktamıza ulaşıp ,rehberimiz Ali Cömertbay kardeş ile muhteşem tura başladım…
 
 
 
Bizi limanda bekleyen tur otobüsümüzde, Yunanlı bir rehber bulunuyordu…Gezi sırasında bazı önemli bilgileri Ali Kardeşe anlatıyor o da bize sabırla tercüme ediyordu…Aslında Ali Kardeş öyle donanımlıydı ki bazen derinine tarih bilgilerine kadar iniyordu…
 
 
Ali kardeş  yola koyulunca anlatmaya başladı;’’Modern Yunanca’da “Kerkyra” olarak bilinen ada, ismini Yunan mitolojisinde burada Poseidon ile aşk yaşadığı söylenen, nehirler tanrısı Asopus’un güzeller güzeli kızı Cercyra’dan almış.

 

Irmak tanrısı Asopus ile ırmak perisi Metopos’un kızı olan Kerkriya’ya,Denizler tanrısı Poseidon aşık olunca kızı,şimdi bulunduğumuz  Corfu adasına kaçırmış…Mitolojiye göre Tanrı Zeus’un bu işe çok kızması sonucu ,kızın annesine ,adaya kızının adını verceği ve de onu çok mutlu edeceği sözünü vermiş…

 

Mitolojideki öykülerin çıkış noktası Anadolu’dur. Olimpos denilen dağ, Atina-Perge’de. Aslında Anadolu’daki Hira Dağı, aslında Olimpos dağı… İspartalı’daki olayının geçtiği yer, Alanya’da iki sarp kaya arasında bir geçit var. Aslında Ispartalılar orada yaşıyorlardı. Savaşlarla, farklı adalara gittiler. Gezdiğim yerlerin orijinali, hep Anadolu’dadır. Adadaki yaşayanlar, Denizler Tanrısı Poseidon ile Kalkrianın çocukları… Halka snoks veya faniks deniliyor.

Halk kendine “Biz, Romalıyız” diyordu. Yunan adaları arasında, en büyük 7. adadır. Bir de İyon adaları arasında da en büyük 3. adadır. 558 kilometre, 40 bin nüfusu var. Yazın nüfus 3’e katlanıyor. Liman’da, 7 ile 8 gemi aynı anda kalabiliyor. Yazın, gemiden başka yolla gelenler ile de nüfus bir hayli artıyor.

 
 
Ünlü plajları var. Agios Gordios,Rovinya Beach,Marmore,Paradise,Smol Castle,Lionodora,Limni Beach,Pihipala,Kavos…Her birinde, yüzme zevkini doya doya alabilirmişiz....
 
 
Korfu’nun tüm ünlü plajları adanın merkezine en fazla 40 dk uzaklıktaymış. Bu mevkilere saat başı kaldırılan otobüslerle oldukça ucuz ve kolay ulaşım sağlanıyormuş.
 
 
Korfu’da hem yerel halkın hem de turistlerin rağbet gösterdiği en popüler sahiller, adanın güneyindeymiş. İçlerinde en ünlüsü Kavosmuş. Kavos’taki tüm plaj, otel ve barlar, yazın İngilizlerin çılgın eğlencelerine ev sahipliği yaparmış... Ünlü Ortholithi kayasının yakınlarına kurulu bu alan, eşsiz denizi ve beach clubları ile oldukça nezih bir kitleyi ağırlarmış. Dünyanın en iyi 10 hosteli arasında gösterilen The Pink Palace da bu mevkideymiş... Yerel halk ve Yunan turistler ise genellikle Agios Gordios’u tercih edermiş. Agios Gordios’a uğradığınızda, Alo Bar’a özgü kokteyller ve Sabbia Restaurant’ın mezelerini tadabilirmişiz…

 

Tarih kokan yeşil cennetin, Kalkita’da küçük ve eski bir havalimanı da varmış...Hava yoluyla gelip kara yoluyla bölgeyi tümüyle gezmek te mümkünmüş.. Havaalanı yazın yoğun, ama kışın sadece Atina’dan uçak geliyormuş.

 

Yeşil adada,eskiden burada  okuma yazma oranı çok az imiş. Onun için tarihsel ve sanatsal yapıları çok güçlü olmuş. Kendilerini, resim ve heykeller ile anlatmışlar. Ege denizi, aslında Akdeniz’dir. Yunanlıların buraları işgali ile, Agran ismini alan deniz Ege olmuş. Ege denizinin etrafındaki karalarda zeytin çok bol… Nemi ve sıcağı seven zeytin ağaçları, diğer adalarda olduğu gibi, bu adanın da en ünlü ürünüdür…11 bine yakın zeytin ağacı var.’’

İlk defa gezerken, rehberin anlattıklarından öğrendiğime göre, zeytin Girit’te yabani olarak yetişmiş bir meyvedir. Aslında, ağaçta yetişen her şeye meyve denir, yerde yetişene de sebze… Yerde yetişen her şeyin de ben Ali kardeşten öğrenmiş oldum.

 
 
Okaluptus ağaçlarının yol boyunca izleyerek yolumuza devam ettik. Okaluptus ekseri, bataklık olan yerlere dikilirmiş. 50- 60 litre su çekermiş…

Marmaris’e 1600’lü yıllarda bu ağaçlar dikilmiş. Orası bataklıktan kurtulup, bu hale gelmiş.

 
 

 

Zeytinin hikayesine gelince, Nuh Peygamber, tufanda, yakında kara parçası var mı? diye öğrenmek için bir karga göndermiş. Karga, boş dönmüş. Daha sonra bir kunduz göndermiş,o da boş dönmüş. Sonra bir güvercin göndermiş. Güvercin ağzında bir zeytin yaprağı ile gelmiş. Bunun için mitoloji de, zeytin yaprağı barış anlamına geliyormuş. Nuh Peygamber döneminde, güvercinin zeytin dalını getirmesi, Tanrı ile insanlar arasında bir barış olduğunu ifade ediyormuş... Suların çekilmesiyle, insanlara bir yaşam alanının belirmesini, çok önemli bir hadise sayıyorlarmış. Aynı zamanda gücü de işaret ediyormuş...

 

 
Kalimatianus, Yunanistan’ın batı kısmındaki yaşayanların dansı imiş ve Yunan kültürü için çok önemliymiş. Hatta Akşam gemide danslarını izleyeceğimizin müjdesini de yolda öğrendik…

 

 
Romalılar, bu adayı işgal ettikleri zaman, burada yaşayan halka, her bir zeytin ağacı için, 400 sikke altın vereceğiz demişler. Foniksler, yani halk bunu gerçekleştirdiklerini, Romalılar sözlerinde durmamışlar. Foniksler, deniz tanrısının çocukları olduklarını düşündüklerinden, bu meyvenin ağaçta yetiştiğini düşünüp, ağaçta karada olduğu için, demek ki kıymetli deyip, zeytine önem vermişler.

 

 
Burası liman kenti olarak da, zeytin ticaretiyle ünlü bir yer haline gelmiş. Şarapları da var. Hepsi birlikte Corfu limanından dünyaya gönderiliyor. Ayrıca, ceviz, malta eriği, keçi boynuzu Gibi ürünleri de ünlü…

 

 
 
Yolumuza devam ederken, sol tarafta, küçük küçük şahane koylar gördük. Çok girintili çıkıntılı bir konumda olan ada, orak şeklinde imiş. Antik çağda, Adayı tepelerin üzerinden izleyenler, droppi yani orak şeklinde oluğunu izlemişler. Adını da onun için, öyle demişler.

 

Devam ettik…

 

Ada, 910- 1100 metre arasındaki yükseklikte bir dağ üzerine kurulu. Paleocastita, yani, taş dönemi çağda var olduğu söyleniyor. Yol boyunca ilerlerken, sağda solda küçük moteller gördük. İtalyan mimarisi ve kendine özgüydü.

 
 
Sahile vardığımızda, birçok küçük teknenin bağlı olduğu şirin bir koya vardık. İskeleye bağlı tekneler, birçok irili-ufaklı mağarayı gezdirerek, serin bir deniz turu yaptırıyordu.
 
 
 
 
 
Ben derhal denedim ve tekneye bindim. Mağaraları tek tek gezmeye başladığımızda,Hayranlığım son haddindeydi... 
 
 
 
 
Hayranlığın birinden çıkıp ötekine daldığımda ise, iyi ki böyle yapmışım dedim. Grup olarak indiğimizde, bize, indirim de yaptılar. Bize 10 euro olan fiyatı, 7 euroya indirdiler.
 
 

 

 
 
 
Tekne gezisi sonunda, ince kumlu, tertemiz, denizi olan kumsala döndüğümüzde, kendimi serin sulara bıraktım. Pırıl pırıl Adriyatik denizinde yüzdüm. Kumsala çıkıp, fotoğraf çekip dinlendim. Orada bulunan şık bir sahil kahvehanesinde Türk kahvesi istedim,Yunan kahvesi demezsek getirmiyorlarmış ama itiraz etmeden Türk kahvesi deyince de getirdiler,3 euro ödedim ve afiyetle içtim.Kendimi Anadolu’mun bir sahil kasabasında hissettim…

 

Geçen zamanı anlayamadan, rehberli tur otobüsü bizi almaya geldi. Tekrar yola çıktığımızda, Ali kardeş bize, artık Bellavista Tepesi’ne gidiyoruz dedi. Tabi, güzel manzaralarda fotoğraf çekebileceğimiz için sevinçliydim.

 
 
Nihayet, Bellavista Tepesi’nde,
 
 
çok hoş bir cafe-bar ve restaurantta sahip tepeye ulaştık.
 
 
 
Orada herkes, ayrı bir köşeye koşuşturarak, nefis fotoğraflar aldık.Ali Kardeşi özellikle fotoğrafladım,anlata anlata hiç yorulmuyor bize tabiat harikası yanında bir de bilgi veriyordu... 

 

 
 
Daha sonra, yola devam ederek, eski şehre doğru yol aldık. Tepelerdeki Corfu kalesini de uzaktan gördük.
 
 
Ali Kardeş anlatımına devam ederek bize eski şehre ait öyle bilgiler aktardı ki şehre geldiğimizde hiç te yabancı değildik...otobüsteki diğer destek rehber yoldaşlarımız ise her türlü yardıma her an hazırdılar...
 
 
 
Eski Şehir Corfu'da  Liston Caddesi çok ünlüymüş... Ada sakinlerinin başlıca buluşma noktası. Cadde akşamları, yol boyunca yanyana uzanan cafe ve barların duvarına asılı küçük gece lambaları ile faklı renklerde aydınlatılır, Oluşan görüntü son derece mistik ve büyüleyici olurmuş.
 
 
Mekânlarda devasa bardaklarla servis edilen buz gibi Greek Frappe kahvesi ise, sıcak yaz günlerinin idealiymiş...Adanın en ünlü tavernası Liston’un arka paralel caddesi Capodistriou’daki “Rex” ve  İpsos yakınlarındaki Dassia mevkiinde yer alan “Etrousco” tavernasıymış...

 

 
Eski şehrin içindeki restoranlarda, 15- 20 Euro’ya yemek yenilebiliyormuş. Adada, bir jimlastik kulübü ve 2. ligde bir futbol kulübü de varmış. Basbetbol, big voley ve voleybol takımları da mevcutmuş.

 

Adanın tarihine gelince, Ruslar, Fransızlar, İtalyanlar, Almanlar, İspanyollar, Türkler, zaman zaman hakimiyeti ile geçirmiştir. En uzun kalan Venedikliler, 420 yıl kadar kalmışlar. Zaten etkisi de olan Venediklilermiş

 

 
Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesiyle, Ada, Bizans imparatorluğunda kalmış. 570’lerde Godlar gelip, şehri yakmışlar. Bu nedenle, eski şehirde, Antik çağdan fazla bir şey kalmamış. Bölge de kalanlar, Corfu’ya yerleşerek orada yaşamışlar.

 

Arnavutluk, Corfu’ya 2 mil uzaklıktaymış. Sahilden görülen, koydaki küçük adalar, Corfu’ya ait. Adaların arkası da İtalya imiş. 737’den 13. yüzyıla kadar, Hıristiyan olarak yaşayan halk, Venediklilerin hakim olmasıyla,eski şehirde yaşayanlara Kastolan, dışındakileri de exkastolan denilmiş.

 
 
15. yüzyılda Kavalalı Mehmet Ali Paşa’da, buraları bir kez kuşatmış. Daha sonra, 16. yüzyılda da, ikinci kez kuşatılmış. Ama, alınamamış. Burası, devamlı korunma kenti olmuş.. Bunun için, eski şehrin çevresindeki surlar, 3 sıralı. İç kale ve dış kale olarak anılıyor. İç kalede büyük yöneticiler, dış kalede ise yerel halk yaşarmış.
 
 
Yöneticilerin bulunduğu bölgenin etrafı surlarla sarılıymış. Ondan sonraki halkın yaşadığı bölge de tekrar 2. sur ile sarılıymış. 2. sıra surdan sonra da mezarlık bulunuyormuş. Ve mezarlıkları da korumak için, onun dışına da bir sur yapmışlar. Özetle, 3 kez kale duvarı bulunuyormuş.

 

Plajları hakkında da bilgi verdi, 

 

Yeni limana en yakın plaj, Kilifada’dır. Limandan çıkıp, 25 dakika sonra veriliyor. Taksi ücreti de 50 Euro’dur. Sonra, Rovinyabeach geliyor. Marmore plajı, Paradise plajı, Small castle plajı, Liona doro plajı, Limni adası plajı geliyor.

 

 
 
 
 
Biz rehebrimizi dinlerken,otobüsümüz kıyı boyunca bir tur atarak,bizi öğle yemeğine gemimize götürdü. 

 

 

 
Ben gemiye döndükten sonra, gemide öğle yemeğimi yedim.Bir kahve içmek için 5. kattaki salona gittiğimde,gemimizin kaptanı ile Yöneticisi Osman Beye rastladım. 
 
 
Akşam üstüne doğru, 3 Euro taksiye vererek, akşam yemeği için tekrar sahile döndüm. Bir de bu ulaşım için, ring seferi yapan bir mavi otobüs bulunuyor. Gemimiz limanda 23.00’e kadar kalacağı için, arkadaşlarımla birlikte sahildeki restaurantlardan birine gittik. Sahanda kızarmış peynir, deniz ürünlerinin tadlarına baktık.
 
 
Öğleden sonra,herkes hür olarak şehri gezmeye gitti.Gemiden bir kaç arkadaşımla,şehre girdiğimizde, manastırların çok bol olduğunu öğrendik. Agios Spiridon Manastırı, Vılakherne Manastırı, Espilanade Rotontosu ve Enosis Anıtı’nı da gördük. Bir de büyük meydanı vardı. Meydanın bir ucu, Garitsa Körfezi’ne uzanıyordu.

 

 
Pitsa Pete Restaurant, eski kaleye arkasına almış masmavi denize bakıyordu.
 
 
Daha sonra, sahil boyunca, Venediklilerin eserleri olan, binaları seyir ederek yürüdük... 
  
 
Gül arkadaşım eski bir Venedik evinin önünde oturan yörenin halkından bir hanımı ziyaret etti.
 
 
Ve nihayet güneşin egzotik batışında gemimize geri döndük...
 
 
 
Akşam yemeğimizden sonraki eğlenceleri uykulu gözlerle izlerken Ocean Majesty çoktan demir almış yeni ufuklara doğru gidiyordu... 
Seher Müşfide Aybek
Genel Yayın Yönetmeni
 

Translate Page

 

TourismLifeInTurkey.com'un imtiyaz sahibi   TUYED EGD SKAL   ve   ITO   üyesidir.