|
FRANZ SCHUBERT (1797-1828)
19. yüzyıl Romantik dönem müziğinin ilk önemli bestecisi Franz Schubert olarak gösterilmektedir. Müzik eğitimine beş yaşında başlayan ve piyanodaki olağanüstü yeteneğinin yanı sıra sesi de çok güzel olan Schubert, 9 Ekim 1808’de Viyana’da, Kraliyet Orkestrası Şefi Salieri'nin de jüri üyesi olduğu sınavı kazanarak Kraliyet Kilisesi Korosu’na katılmıştır. Halk arasında “cezaevi” adıyla anılan ve eğitimini sürdüreceği bu okul, müzik dünyasında katı disipliniyle tanınmaktaydı. İlerleyen yıllarda Schubert’in çok geniş bir çevresi oldu. Viyana’nın arka sokaklarındaki küçük birahaneler, evlerin çatı katları, onların toplantı yerleriydi. Toplantılar çok eğlenceli geçerdi. Oyunlar oynanır, dans edilir, konuşmalar yapılırdı. Bu buluşmaların önemli ve keyifli yanı ise Schubert'in son bestelediği eserlerini çalarak arkadaşlarını mest etmesiydi. Şairler, filozoflar, ressamlar, politikacılar, saray görevlileri, aktrisler, şarkıcılar, kısaca hemen her kesimden insanın katıldığı bu toplantılar “Schubertiade” adıyla anılırdı. Avusturyalı besteci genç yaşta yakalandığı hastalık nedeniyle oldukça kısa süren ömründe (31 yıl) çok sayıda eser vermiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. Müziğindeki lirik, şiirsel romantizm ile müzik tarihinde vazgeçilmez bir konuma sahip olmuştur. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Özellikle bulduğu melodilerin akıllarda kalan güzelliği, onun müziğini ölümsüzlüğe kavuşturmuştur. 600'den fazla lied (şarkı), 9 senfoni (ünlü "Bitmemiş Senfoni" de dahil olmak üzere), piyano için sonatlar ve yaylı çalgı dörtlülerinin her biri ayrı bir önem ve güzelliğe sahiptir. Schubert, çok sevdiği ve hayranlık duyduğu büyük besteci Beethoven'ın 26 Mart 1827 tarihindeki cenaze töreninde, çok hasta olmasına karşın, 38 meşale taşıyıcısından biri olarak görev almıştı. Tören bittikten sonra, gelenek gereği bir birahaneye gidilir ve iki kadeh şarap içilirdi. Birinci kadeh ölen kişinin anısına, ikinci kadeh ise ondan sonra ölecek ilk kişinin anısına saygı olarak içilirdi. Schubert o gün o ikinci kadehi, kendi anısına saygı olarak kaldırdığını bilmiyordu. 19 Kasım 1928'de hastalığa yenik düşen büyük besteci, yaşamı boyunca parasal olarak sürekli ailesi ve arkadaşlarına bağımlı kalmış; Schubert'in yapıtları ancak ölümümden sonra ün kazanmıştır.
Sonata D784 La minör tondaki 14 numaralı piyano sonatı, Op. 143 ve D.784 katalog numaraları ile kayda alınmıştır. 1823 yılında Viyana'da solo piyano için yazılmıştır. Romantik dönem eseridir. Üç bölümden oluşur • Allegro giusto• Andante (Fa Majör tonda) • Allegro vivace
CLAUDE DEBUSSY (1862-1918)
20. yüzyılın en önemli Fransız bestecilerinden birisidir. Frederic Chopin’den bu yana piyano müziğinin en önemli bestecisi sayılır. En önemli eserlerini piyano için bestelemiş, eserleriyle piyano çalma tekniklerinde devrim yaratmıştır. Claude Debussy, tam anlamıyla bir empresyonist bestecidir. Debussy’nin eserleri, sahip oldukları kalıcı karakteristik özelliklerle birlikte, adeta Claude Monet’nin resimlerinin işitsel halidir. Onun müziği, müzikteki “empresyonizm” kavramını tam olarak tanımlar, geç Romantizm ile erken 20. yüzyıl Modernizmi arasındaki geçişi temsil eder. Debussy, aynı zamanda müzik tarihindeki en önemli Fransız bestecilerden biri olarak kabul edilmektedir. Besteci, 20. yüzyılın başında sanat dünyasının baş aktörlerinden biri olmuştur. 1875 yılından sonra beste yapan diğer müzisyenler gibi, Debussy’nin müziği de kök ses odaklılık ve A-B-A formu gibi kısıtlamalardan uzaklaşmış; yoğun bir şekilde betimleyici, çoğunlukla duygusal, hatta onun da ötesinde, ruh hallerini yansıtan özellikte olmuştur. Debussy, orkestra, solo piyano, oda orkestraları için ve vokal eserler yazmıştır. Aryalarla tanımlanmaktan öte, baştan sona bir vokal ve orkestra dokusu taşıyan ilk opera olan "Pélleas et Mélisande"yi de Debussy bestelemiştir. Debussy’nin piyano eserleri, hem onun piyanodaki sezgisini, hem de Wagner ve zorlu piyano besteleriyle çağının armonik ve teknik ufuklarını genişleten Liszt’ten aldığı ilhamı yansıtmaktadır. Debussy’nin, döneminin resim sanatında olduğu gibi, zihnindeki görüntülerle müziğini birleştirebilmesi sonucunda, “Reflets dans l’eau” (Suda yansımalar), “La Cathédral engloutie” (Yutulmuş katedral) ve belki de en ünlü eserlerinden biri olan “Clair de lune” (Ayışığı) gibi şaşırtıcı derecede güzel müzikal manzaralar ortaya çıkmıştır. Kansere yakalanan ve bu hastalık yüzünden enerjisi tükenen Debussy, her şeye rağmen beste yapmayı sürdürmeye çalışmış ancak 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine müziğe olan ilgisini kaybetmiştir. “Bu kadar insan kahramanca ölümle yüzleşirken ne gülebildiğini ne de gözyaşı dökebildiğini” söyleyerek 1 yıl süren bir sessizliğe gömülmüştür. Ancak daha sonra besteleriyle mücadeleye katılması gerektiğini düşünerek en son eserlerini vermiştir. Büyük besteci Mart 1918’teki Paris bombardımanında hayatını kaybetmiştir.
Images 1er cahier (İmgeler 1. Kitap) Debussy'nin yapıtları 1977 yılında müzikolog François Lesure tarafından kataloge edilmiştir. İmgeler 1. Kitap da L110 katalog numarası ile kayda alınmıştır. 1904-1905 yılları arasında solo piyano için yazılmıştır. Eser, üç bölümden oluşur. İlk kez 1905 yılında Durand yayınevi tarafından basılmış ve yine ilk kez 3 Mart 1905'te Societe Nationale'de ünlü piyanist Ricardo Vines tarafından seslendirilmiştir. İmgeler 1. Kitabın yazıldığı yıllar, terzi olan ve dört yıldır evli olduğu ilk eşi Rosalie Texier'den ayrıldığı ve bir bankacının eşi olan amatör şarkıcı Emma Bardac ile birlikte yaşamaya başladığı ve kızları Claude-Emma'nın doğduğu döneme rastlar. Birinci bölüm "Reflets dans l'eau" (Sudaki Yansımalar) Re bemol Majör tondadır. Debussy'e göre müzik, sizi sonsuzlukta söz sahibi kılan bir tür matematiktir. Debussy'nin empresyonist (izlenimci) şair ve ressamlardan oluşun çevresinin etkisi ve empresyonist besteciliği çok güçlü hissedilir. Parçanın ana temasını su ve ışık oyunları oluşturur. Su doğayla insan ruhu arasında aracı olabilecek önemli bir simgedir. İkinci bölüm, Hommage à Rameau (Rameau'ya Saygı) Sol diyez minör tonda yazılmıştır. Debussy, Geç Barok çağın Fransız bestecisi J.Ph. Rameau'a atıfta bulunur. Mouvement (Hareket/Devinim) adını verdiği üçüncü bölüm ise Do Majör tondadır. Debussy nefret ettiği makine hızının ritmine, kendi içinde süreklilik arz eden mekanik devinime atıfta bulunarak aslında hareket özgürlüğünü ifade eder. Burada aslında daha çok soyut bir kavramı, ritmik bir gücü simgeler. Canlı tempodaki bu bölüm, bestecinin özellikle sevdiği gibi, ellerin en kısa açıklıkta bile çarpraz çalışı ve tınıların ustaca kullanılışı ile parçaya ayrı bir ilginçlik kazandırmaktadır.
L'Isle joyeuse "Zevk Adası" anlamına gelen "L'isle joyeuse", L. 106 katalog numarası ile numaralandırılmıştır. Solo piyano için yazılmış büyük bir eserdir. 1904 yılında yazılan eser tek bölümden oluşur. La Majör tonda yazılmıştır. İlk kez 10 Şubat 1905'te Paris'te ünlü piyanist Ricardo Viñes tarafından seslendirilmiştir.
ROBERT SCHUMANN (1810-1856)
19.yy. Romantik Dönem piyano müziğinin en önemli temsilcilerinden ve Almanya’daki Romantik hareketin öncülerinden Alman besteci ve müzik eleştirmeni Robert Schumann'dır. Özellikle solo piyano için müzikleri, senfonileri, konçertolarıyla tanınan Schumann, bir müzik gazetesi çıkartarak müzikolojinin de ilk isimlerinden biri olmuştur. Yaşamı boyunca çektiği ruhsal sıkıntılarının yanı sıra yaşadığı dönemin romantik ruhunu müzikte en şiirsel ve anlamlı biçimde yansıtmıştır.
Kitap satıcısı Friedrich August Schumann ile Johanna Christiane Schnabel’in beş çocuğundan en genci olan Robert Schumann çocukluğundan beri hep şair olmayı istemiş ancak müziğe olan yeteneği nedeniyle babası tarafından piyano dersleri almaya teşvik edilerek kendini bu yönde ilerletmiştir. Virtüözlük seviyesine ulaştıktan kısa bir süre sonra ise beklenmedik bir anda ellerindeki bir sakatlık sonucu piano çalamaz olmuş, sağ elinin orta parmağını kullanamaz olunca besteci-pianist yerine besteci-eleştirmen kimliğine bürünmüş ve kararlılıkla beste yapmayı sürdürmüştür. Piyano hocası Wieck'in kendi gibi müzisyen olan kızı Clara Wieck ile evlenmiştir. Clara'nın, Schumann'ın eserlerinin prömiyerini de gerçekleştirdiği dikkate değer piyanistlik kariyeri olmuştur. Delirmekten her zaman korkmuş olan Schumann’ın bu korkusu ve artan halüsinasyonları onu 1854’te bir intihar girişimine kadar götürmüş, bunun üzerine bir akıl hastanesine yatırılmış ve 29 Temmuz1856’da burada yaşama veda etmiştir.
Fantaisie op 111 Opus 111 katalog numarası ile numaralandırılmış romantik dönem eseridir. 1851 yılında piyano için yazılmıştır ve üç bölümden oluşur. Schumann'ın hastalığının ileri seviyede kendini göstermeye başladığı bu dönemde ruh hali de eserlerine yansımıştır. Do minor tonda birinci bölümü, La bemol majör tonda ikinci bölüm takip eder ve parça yine do minör tondaki üçüncü bölüm ile sona erer.
Fantaisie op 17 1836 yılında solo piyano için yazılmıştır. Do Majör tondadır. Üç bölümden oluşur. Franz Liszt'e ithaf edilmiştir. Schumann'ın solo piyano için yazdığı en büyük eserlerinden biri olarak gösterilir. Ayrıca erken romantik döneme ait başlıca eserlerden biridir. İtalyan versiyonu Fantasia olarak da bilinir. Heyecanlı ve tutkulu birinci bölümü, mi bemol majör tonda ve ilk bölümdeki duyguları çağrıştıran ikinci bölüm takip eder, parça yavaş ve derin bir final bölümüyle sona erer.
İstanbul Resitalleri, Eylül 2011
İstanbul Resitalleri 5. sezonu ‘2011-2012’, Fransız piyano ekolünün en önde gelen temsilcilerinden Eric Le Sage ile açılıyor. Tınısal ayrıntılar, sağlam bir yapısallık ve şiirsel hecelemelere odaklı olan Le Sage için Financial Times “Fransız piyano geleneğinin en yüksek düzeyde rafine edilmiş örneği” olarak söz ediyor. 2010 yılında die Zeit, Le Sage’ı överken “ideal Fransız piyano estetik ve berraklığı” şeklinde bir ifade kullandı.
Eric Le Sage, bugünlerde, eleştirmenlerce Schumann kayıtları tarihinde bir referens olarak kabul edilen, 2010 yılında tamamladığı ve Schumann’ın tüm piyano yapıtlarını kaydettiği albüm dizisi çerçevesinde başlıcaları arasında Louisiana Museum of Arts, Théâtre du Châtelet, Salle Pleyel, Théâtre des Champs-Elysées, Düsseldorf Schumann Festivali, La Roque d’Anthéron, la Folle Journée, St Magnus Festivalleri ve Varşova Beethoven Festivali’nin olduğu önemli salon ve festivallerde sahneye çıkıyor, dünyanın dört bir köşesinde resitaller veriyor.
Aix en Provence, doğumlu Eric Le Sage 1985 yılında Porto Uluslararası piyano yarışması ve 1989 yılında Robert Schumann piyano yarışmalarını kazanıp Leeds Piyano Yarışması’nda ödül almasını takiben Sir Simon Rattle’ın batonu altında çaldı. Fransız piyanizminin örneği olarak kabul edilen sanatçı, la Roque d’Anthéron, Festival International de Menton, Potsdam Sanssouci, Théâtre du Châtelet, Salle Pleyel, Wigmore Hall, Suntory Hall, Carnegie Hall, Schwartzenberg’s Schubertiade, Ludwigsburg Festival, Frankfurt’s Alte Oper, Dublin’s Celebrity Series, Louisiana Museum of Arts, Cologne’s Philharmonie, Amsterdam’s Concertgebouw gibi büyük salonlar ve festivallerde oda müziği konserleri ve resitaller verdi. Bu konser ve resitalleri Almanya, İtalya, İspanya, İngiltere, Güney Afrika, Japonya ve Amerika’da tekrarlandı. Solist olarak Los Angeles Philharmonic, Bremen Philharmonic Orchestra, Royal Scottish National Orchestra, Gothenburg Philharmonic, Rotterdam Philharmonic, NHK Symphony Orchestra, Dresden Philharmonic, Orchestre National du Capitole de Toulouse, Zwickau Symphony Orchestra, Netherlands Radio Symphony Orchestra, Orchestre Philharmonique de Radio France, Orchestre National d’Ile de France, Orchestre Philharmonique de Liège, Munich Chamber Orchestra gibi anıtsal orkestralar ile sahneye çıktı.
RCA-BMG, Naïve, EMI ve Alpha müzik şirketleri tarafından yayınlanan albümleri Diapason d’Or de l’Année, 10 de Repertoire, Choc du Monde de la Musique, Grand Prix du Disque, Recording of the Month Fono Forum, Recording of the Month Gramophone, Victoire de la Musique gibi en değerli klasik müzik ödüllerini aldı. 2010 yazında Alpha tarafından yayınlanan albümü “Jahrespreis der deutschen Schallplattenkritik” ile ödüllendirildi.
|