Türkiye turizm sektörünün bir büyüme içinde olduğunu anlatan Turgut Gür, öncelikle Mustafa Metin’e ihracat ve turizm ilişkisini sordu. Son 10 yıl karşılaştırıldığında ihracatın 31 milyar dolar olduğunu hatırlatan Metin, 10 yılda ihracatın 135 milyar dolara turist sayısının 34 milyon kişiye ulaştığını söyledi. Pazar çeşitlendirilmesinde ihracatla ilgili başarılar elde ettiklerini anlatan Metin, 2012 yılında 150 milyar dolar ihracatın olmasını beklediklerini bildirdi.
Daha sonra konuşan Kayı Tour Başkanı Talha Görgülü şunları söyledi;
''Türkiye’ye gelen 31.5 milyon turistin büyük bir bölümünü Türk bayraklı şirketler getirmiştir. Bazı konuşmacıların çok beğenmedikleri yapılardan bir tanesinin de sahibiyim. Ben çok karamsar değilim. Biz işadamları, hukukçuları ve ekonomistleri kadromuza almayız. Sorumluluk ve yetki verirsek, bize iş yaptırmazlar. Ben ekonomi danışmanlarımı dinlersem, hiçbir borca giremem, yatırım yapamam. Ama mutlaka onların değerli fikirlerinden nasibimizi almamız lazım.
Avrupa krizinden bahsediliyor. Dünyada özellikle global krizin, insanların arasında bir kriz olmadığına inanıyorum. Bu tamamen, belli dönemlerde dünyanın gelişen ihtiyaçlarıyla değişiyor. Bu krizin, finans sektörünü idare eden fonların, kurguladığı bir kriz görüntüsü olduğunu düşünüyorum. 3 gün önce geldim Avrupa’dan… 2012 yılında şu an yaz için gelen satışlarımız, geçen yılın yüzde 550 üzerinde. Diğer tur operatörlerine baktığımda birkaç tanesi hariç gelen rezervasyonlar iyi. Madem ekonomik kriz var, dünya batıyor, Dünya Turizm Örgütü’nün belirlediği artışlar nasıl gerçekleştirildi. Bence bu politikaları iyi algılamak lazım. Türk insanı olarak çok farklı bir yapımız var.
Bizim şu anda Arap ülkelerinden eksilen rakamlara rağmen birkaç noktaya dikkat etmemiz gerekiyor. Birçok konularda ekonomiyi eleştiremem, haddim değil ama bazı eleştirilere yanıt vermemiz lazım. Herşey dahil dediğimiz şey, bizim eldeki kuşumuz. Bunu zamanla semizletmemiz lazım. Biz dünyaya turizm dersi veriyoruz. Turizm sektörü hiçbir teşvik görmeden bugünlere geldi. Sektörün yarattığı katma değer çok çok önemlidir.
İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, turizmin gelişiminde kültürün önemini anlattı. İstanbul Modern'i geliştirme çalışmalarına ilişkin bilgi veren Eczacıbaşı, İstanbul Modern'in
ziyaretçilerinin yüzde 22'sinin yabancılardan oluştuğunu dile getirdi. Eczacıbaşı konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
"Ekonomideki refahtan sonra sanata ilgi arttı. Özellikle gençlerin büyük bir ilgisi var. İstanbul Bienali'ne gelenlerin çoğunluğunu yurt dışındaki müze yetkilileri oluşturdu. İstanbul Bienali'ne 100 bin kişi katıldı. Bu Sao Paulo Bienali'nin çok altında bir rakam. Bunu artırabiliriz."

TÜROFED Başkanı Osman Ayık ise Türk turizminin geldiği
noktayı özetleyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ortada bir değer var ve bu değeri küçümsememek lazım. Türkiye'nin dünyada başarılı olduğu pek çok alan var. Bu sektörün başarısına ulaşan herhangi bir alan da yok.
Biz aslında 30 yılın sonunda bu noktaya geldik. Çok şey öğrendik ve çok şey biriktirdik. İspanya 1960'larda başladı biz 80'lerde başladık. Onlar da hatalarla başladı. Sonra hatalarını düzeltti.Bu ülkenin ziyaretçi bulma anlamında bir sıkıntısı olmayacak. Bugün sadece kıyılarda turizm
yapılmıyor. Aslında her yere ziyaretçi geliyor. Kıyılara gelen oran yüzde 45. Siz erişilebilir bir noktaya getirmediğiniz zaman turizm yapamazsınız. Demiryolu, hava ulaşımının gelişmesi bu nedenle çok önemli. Kültüre yaptığınız yatırım da çok önemli. Bu, sepete değer katıyor.
Biz Türkiye'nin silahsız gücüyüz ve bu halimiz ile her yeri fethediyoruz. Bizim elimizde Kapadokya gibi bir değer var. Buraya Japonlar geliyor. Daha da gelecek. 'Hiçbir şey olmuyor' dememek lazım. Rakamlara bakmalıyız. Bu sektör öcü değil.
Biz bu sektör ile bu ülkenin insanlarını değiştiriyoruz. İnsanlar turizm sayesinde dünya ile kucaklaşıyor. Bu ülke geleceğini turizm ile birleştirmek zorunda.Elimizde var olan değerleri turizme dönüştürme şansımız var. Ben bu sektöre herkesin inanması gerektiğini düşünüyorum. Bu sektör bu ülkeye çok şey kazandıracaktır.
Son yıllarda ciddi bir kaplıca turizmi var. Dünyada tedavi turizmi diye bir durum var. Akdeniz Üniversitesi bugün yüz nakli yapıyor. Burada ciddi bir potansiyel var. Türkiye termal alanda dünyada sayılı ülkelerden bir tanesi. Biz bu saklı potansiyeli ürüne dönüştüremedik. Üstelik bir de İstanbul gibi bir ürünümüz var."
TUROB Başkanı Timur Bayındır ise Türkiye'nin henüz değerlendirilmemiş turizm potansiyeline dikkat çekti. Bayındır şunları söyledi:
"2023 yılında 50 milyon kişi 50 milyon dolar diyoruz. O zaman kişi başı 1000 dolar getirmeliyiz.
Yeni ziyaretçiler bulmamız lazım. Deniz, kum, güneş diyoruz. Mesela Antalya'da belli bir müşteri oluşmuş. Buraya 50 euro fazla fiyat verseniz kimse gitmez. Ama elimizde bir de Ege sahilleri var.
Bu sahillerde her şey dahil dışında imkânlar sunmalıyız. Buralardan alacağımız 1000 dolar diğer yerlerden alacağımız 500-600 dolardan daha faydalı olacak.
Türkiye'nin çekim alanı olmayan hiçbir yeri yok. Bundan sonra yapacağımız oteller büyük ve "doldur-boşalt" şeklinde değil, yeni yapacağımız tesisler çok daha özel ve modern olmalı. Üstelik yüksek ücretler ile turist çekmeli."
Kültür turizminin sadece tarihi ve kültürel eserlerden ibaret olmadığına dikkat çeken Bayındır, insan unsurunun ön plana çıkartılması gerektiğini vurguladı. Bayındır, bu konuda şunları söyledi:
"Tabii kültür turizmini ben biraz faklı görüyorum. En merak ettiğim şey o bölgede yaşayan insanların nasıl yaşadıkları. Ben bunu çok merak ediyorum. Mesela Yörük evleri var. Buralarda gözlemeler açılır, ayran ikram edilirdi. Sanırım bir tek Safranbolu var. Ama Türkiye'de bu şekilde evinde misafir edebilecek çok yer var.
Mesela 23 Nisan gibi bir çocuk bayramımız var. Neden bunu uluslararası bir bayram ve festival haline getiremiyoruz. Neden bütün çocuklar gelmesin ve 1 hafta okullar tatil olmasın.
Türkiye'nin 1300 tane termal kaynağı varken bunun 40 kadarını kullanıyoruz. Ilıcadan termale geçmemiz gerekiyor. Düşünün ki bütün Avrupa yaşlanıyor; o zaman bu insanların hepsini buraya getirebiliriz."