SARAYBOSNA GELECEĞİNİ ARIYOR
Dindar olursun veya olmazsın..,Ama halkının inancı uğruna kuşatmalara direnir,ölebilirsin.Acılarını,sevinçlerini paylaştığın hatta zaman zaman kızdığın,kavga ettiğin hemşerilerin için direnir,ölebilirsin. Unutturulmaya çalışılan ataların ve onların yazdığı tarih için ölebilirsin.
Sokaklarını arşınladığın,dağlarına tırmandığın,ormanlarında soluklandığın,camii ve bedesten önlerinde sohbetlere katıldığın,kapalı ve açık çarşılarında kahve içtiğin o güzelim AN’lar için direnişlere katılır,ölebilirsin.
Dünya böylesine bir direnişe ve ölümlere tanık oldu,hem de 20’nci yüzyılın sonunda.,.Demokrasi ve yarattığı Hümanizmayla övünen yaşlı kıta Avrupa’nın orta yerinde..
Burası Saraybosna’ydı.. ölümün sıradanlaştığı,nereden geleceğinin belli olmadığı tarihin en bahtsız kentlerindendi Saraybosna..
Müslüman Boşnaklar,hem Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında hem de bazı dönemlerde ortaya çıkan genel etnik çatışmalarda ezilen taraftılar. Canlarından,mallarından oldular,sürüldüler.Ancak en büyük kıyımı insanlığın,insanlığıyla övündüğü çağda yaşadılar. 1992-1995 yılları arasında üç buçuk yıl süren savaşta, Bosna Hersek Cumhuriyeti’nde,büyük bölümü Boşnak 230 bin kişi öldü. Bu 20’nci yüzyılın son soykırımı olarak tarihe geçti. Saraybosna Sırp çeteler ve ordusu tarafından kuşatıldı. Kuşatma kent içinde yaşayanlarla birlikte imha operasyonuna dönüştü.
44 ay süren kuşatma boyunca Saraybosnalı sivil halktan 10 binden fazla kişi öldürüldü. 56 bin kişi yaralandı. 500 bin kişi zarar gördü. Sırplar, kentin tarihi kimliğini silmek için adeta yarıştılar. Osmanlı el yazması eserlerin bulunduğu kütüphane ilk hedefleri oldu
Barışı sağlayan Dayton anlaşmasının üzerinden 15 yıl geçti.Bu zamandan beri sanki gizli kuşatmayı kaldırmanın savaşını veriyor Bosna Hersek Cumhuriyeti..
Anlaşma savaşı bitirdi ama bilmece gibi bir yönetim bıraktı..13 anayasa,üç cumhurbaşkanı,kantonlara bölünmüş bir bürokrasi devleti ortaya çıktı..Yüzlerce milletvekili ve 300 bakanın söz konusu olduğu garip bir sistem bu..Bosnalılar “Buradaki siyasi yönetimi biz anlamıyoruz,bir yabancının anlaması çok zor” diyorlar..
BUGÜNKÜ SARAYBOSNA..
“Saraybosna’nın Kış’ı ağır olur” derler..Kar kolay kolay “Eyvallah” çekmez bu dağlar kentinde..Yine böyle bir kış yaşadı Saraybosna..Geleceğini arayan Saraybosna Bahar’ı karşılarken,tarihinde ilk kez düzenlenen İş Forumu Birinci Uluslararası Yatırım Konferansı’na da ev sahipliği yaptı.
İşsizliğin büyük boyutlarda olduğu,yabancı sermayenin selam bile vermediği bu bereketli topraklar,konferansa katılan yabancı heyetlerden müjdeli bahar haberleri bekledi.
Saraybosna İş Forumu Birinci Uluslararası Yatırım Konferansı düzenlenebilmesi için büyük çaba harcayan Türkiye idi. Devlet Başbakan ve bakanlarıyla orada idi,KOBİ’ler orada idi ama Türkiye’nin büyük sermayesi ortada yoktu.Öğrendiğimize göre,Bosna Hersek’de yeterince potansiyel olmadığı kanısındaymış beyefendiler!
İstanbul Ticaret Odası 200 kadar KOBİ temsilcisiyle Saraybosna’da yatırım imkanları aradı. Bosnalılar bu kez iyi hazırlanmışlardı. Toplam yatırım büyüklüğü 11 milyar doları aşan 157 proje ile heyetlerin karşısına çıktılar. Bu projelerden 33’ü yol,köprü,kanalizasyon gibi altyapı yatırımları, 48’i turizm, 36’sı tarımsal yatırım projesi….Bosna-Hersek,termal ve dağ turizmi açısından Avrupa’nın en zengin kaynaklarına sahip ülkelerinin başında geliyor..Toprakları da özellikle son günlerde gündemde olan organik tarım için elverişli..Ama asıl kaynağı su Bosna Hersek’in.. Yeraltı suları yönünden zengin ve çok sayıda akarsuyu var.. Ancak bu kaynaklardan sağlanabilen hidroelektrik enerjinin sadece yüzde 36’sı hayata geçirilebilen Bosna-Hersek, enerji ihracatı bile yapılıyor. Güneybatı Avrupa’da enerji konusunda lider ülke olmayı hedefliyor..Otoyol yapımına ağırlık verilmesi hedefleniyor, Budapeşte ve Orta Avrupa’yı Adriyatik’e bağlayacak bir proje üzerinde duruluyor.Başbakan Erdoğan da Bosnalılara,toplantı sırasında akıl veriyor.. “Duble yol yapın,hem ucuz,hem sizin coğrafyanıza uygun” diyordu.
Ancak bir sorun var..Bu projeleri söylemesi kolay da hayata geçirmesi biraz zor. Bosna-Hersek’de inanılmaz bir Bürokrasi var. Etnik temeldeki Kanton Yönetimi anlayışı, iş yapılmasını imkansız hale getiriyor.İmzaların sonu gelmiyor,adam kayırmalar, yolsuzluklar artıyor..
Malezya, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Pakistan gibi Müslüman ülkelerin katıldığı konferansta, Rusya ve ABD gibi devler de vardı..Ancak Bosnalıların gözü Türkiye’deydi. İTO Danışmanı Enes Bayramoviç,Yüksek öğrenimini İstanbul’da yapmış bir Boşnak.Saraybosnalı Bayramoviç, Türkiye ile Bosna Hersek arasında her şeyden önce bir “GÖNÜL BAĞI” olduğunu vurguluyor ve ekliyor.. “Saraybosna, Osmanlı sayesinde Avrupa’nın Kudüs’ü oldu.Osmanlı’nın sağladığı hoşgörü ortamı yüzyıllardır Müslüman,Hristiyan ve Yahudileri biraya getirdi.Kuşatmaya direnebilmesi bu geleneğinden kaynaklanıyor..Türkiye,siyasi desteğini, bölgenin ekonomik kalkınmasına da taşımalı.Unutmayın! ..Türkiye’nin güvenliği ve Avrupa’daki siyasi etkinliği Bosna-Hersek sınırlarından başlar”.
SARAYBOSNA’DA HAYAT
Bosna Hersek Parlamento binasında bu toplantı sürerken,dışarıda hayat sessiz sedasız akıyor. Saraybosna’yı ikiye bölen geniş tramvay ve karayolu,keskin nişancı yolu olarak biliniyor artık. Faşist Sırp keskin nişancılar, bırakın insanları,gördükleri her canlıya ateş açtılar. Artık o günler geride kaldı..Saraybosna geleceğine umutla bakmak istiyor.Umudun adı da ekonomik reçeteler..
Saraybosna’nın orta yerindeki Başçarşı artık önemli bur turistik mekan..Kent yönetimi savaştan sonra İslam ülkelerinden de aldığı destekle bu çarşıdaki tarihi eserleri onarmış,binaları yeniden ayağa kaldırmış..Bu çarşıda bizden renkler çok fazla.. her yer buram buram Türkiye kokuyor..Bosnalılarla benzer noktamız çok fazla.Türkiye’de yüz binlerce Boşnak vatandaşımız olduğunu düşününce, iki ülke arasındaki bağların ne kadar sıkı olduğu anlaşılıyor.. Patatesli,peynirli,kıymalı Boşnak börekleri mi ? dersin,..Sade veya kaymaklı yani yoğurtlu köfteler mi ? dersin ..
Başçarşı’da bizden bir ses duyduk Baktık ki Kayserili bir esnaf çıktı karşımıza.. Sinan Çuhadar “Buyrun” adı altına bir lokanta çalıştırıyor.Saraybosna’da olmaktan çok mutlu. “Evimde gibiyim burada” diyor.. Çuhadar’a göre,bazı Türkler burada yanlış işler yapmışlar.Saraybosna’yı Avrupa ülkelerine kaçak giriş için adeta bir köprü gibi kullanmışlar.Bu yüzden Bosna-Hersek yönetimi ülkeye girişleri sıkı tutuyor.Ama iş yapacak Türklere de elinden gelen yardımı esirgemiyor.
Tarihi çarşıyı adımlarken Konya Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı bir sergi dikkatimizi çekiyor.. burada Türk öğretmenlerin yetiştirdiği Bosnalı genç kızların bin bir emekle hazırladığı elişleri,ebrular ve resim çalışmaları sergileniyor..Nuray Öyke,Konyalı bir el sanatları öğretmeni,.3 yıl kaldığı Saraybosna’da pek çok genç kıza çeyiz hazırlamayı,ebru ve el işleri öğretmiş.. “Biz öğretmen yetiştirdik.şimdi bu öğretmenler yeni öğrenciler yetiştiriyor.Sergi de bu öğrencilerin” diyor..
Eğitim deyince buradaki Türk üniversiteleri de unutulmamalı..Başbakan Erdoğan’ın resmi açılışına katıldığı Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’nin yeni kampusüne de gittik. Burada çok sayıda Türk öğrenci var.. Münire Ayvacı’ya “Türbanlı olduğun için mi buradasın? Diye sordum.. “Hayır Saraybosna olduğu için buradayım” dedi..Münire, dört yıl siyaset bilimi eğitimi almış,şimdi yine üniversitesinde uluslar arası ilişkiler konusunda yüksek lisans yapıyor.Burayı seviyor,Türkiye’nin daha çok ilgisini bekliyor Münire.. “En azından turist olarak gelin.gezin..Doğası ve tarihiyle görülemeye değer..Üstelik son savaşın izleri insanlığa ders verir, ibretliktir” diyor.
Yolunuz Saraybosna’ya gelince şöyle bir çevre turuna çıkmanız mutlaka gerekiyor..Bu küçük cumhuriyetin dağlarını tepeleri aşarak, bir günde önemli kentlerini görmeniz mümkün
Osmanlı izlerini Bosna-Hersek’in her yerinde göreceksiniz.. Konyiç Köprüsü,Sultan Dördüncü Mehmet’in saltanatı sırasında 1682 yılında inşa edildi..savaşta zarar gördü.. ve Türkiye tarafından onarıldı..35 bin nüfuslu kenti birleştiren köprü,tüm ihtişamıyla gözalırken,altından hızla akan sular bile bazı değerlerin kalıcı olan izlerini silemiyor. Elbette Mostar…
Adriyatik kıyılarına akın eden alperenlerin son durağıydı Mostar,..Önemli Osmanlı eserleri kenti sarmış,Neretva Nehri’nin çevresinde yeralıyor.
Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından yaptırılan ve 1566 yılında tamamlanan Mostar Köprüsü,1993 savaşı sırasında Hırvatlar tarafından yıkıldı ..Tarihi Köprü bir Türk firması tarafından onarıldı.Köprü hakkında çok yazıldı,çizildi ben sadece küçük bir ayrıntıyı yazayım..Köprünün nehire düşen ve vinçle çıkarılan bir taşında şöyle yazıyor.. “1993’ü UNUTMA”
Zaten Bosna-hersek yaşadıklarını kolay kolay unutamayacak.. Kentler,köyler,kasabalar,son savaşta ölenlerin mezarlarıyla dolu..Avrupa’da bu kadar çok mezarın olduğu bir toprak parçası herhalde görülmemiştir.
Ama Bosnalılar gelecek için karamsar değil..”mutlaka siyasi sorunlar var.ama biz güvenli ülkeyiz” diyorlar..
“Yatırımlar tabii ki güvenli bir ülkeye yapılır. Bosna-Hersek güvenli bir ülkedir. Elbette bazı siyasi anlaşmazlıklar mevcut ve bazen çok da ses çıkıyor ama genele baktığınızda Bosna-Hersek’te iş ortamı ile ilgili, iş yapan herkes bu ülkenin artık güvenli ve imkânları olan bir ülke olduğunu söyleyebiliyor. Gelecekte de AB ve NATO üyesi olacağız. Bu iki stratejik hedefimiz için çalışıyoruz” Bu sözler Bosna Hersek Cumhurbaşkanına ait..
Saraybosna’da son akşam yemeğini kente tepeden bakan bir lokantada yiyoruz. Savaş sırasında Sırplar buradan da kenti ateş altında tutmuşlar. Saraybosna’ya akşam erken çökerken Sarayjevski Tamburasi adlı grup,Balkan ezgilerini seslendiriyor. Türkülerinden birinde Ş’si düşmüş “Osman Pasa” lafını duyuyorum. Boşnakça şöyle diyor türküde.. “Şanı büyük Osman Paşa, Plevne’den çıkmam diyor”
Yazan:Yaşam Yazarı ve Belgesel Yapımcısı; Cengiz ERDİL