Modern zamanlar mercek altında
Kutluğ Ataman, küratörlüğünü Cristiana Perrella’nın üstlendiği “Mezopotamya Dramaturjileri” başlıklı sergisiyle, dünyada homojen kültürlerin yerli kültürleri olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekerken, modern çağda dilin üstlendiği rolü Mezopotamya coğrafyasında sorguluyor.
Ataman, “Aya Seyahat” (uzun metrajlı film ve enstalasyon), “Sütun”, “Kubbe”, “İkinci Dil Olarak İngilizce”,”Çerçeve”, “Mutluluk Arayışı”, “Tuhaf Mekan”, “William Shakespeare'in Tüm Eserleri” başlıkları altında sekiz farklı işinden oluşan sergisinde öncelikle gelenek ile modernliğin karşı karşıya gelmesi ve bundan kaynaklanan sorunları ele alıyor. Bu çatı altında ki ana özne ise, geleneksel ve modern kültürün çatışmasından kaynaklanan travma.
Ataman sanatçı kimliği ile Türkiye’de içinde Avrupa kimliğini de barındıran geleneksel kültürle modernliğin karşı karşıya gelmesi sonucunda ortaya çıkan çatlakların izini sürüyor.
MAXII: 21.Yüzyıl Sanatları Ulusal Müzesi
Sergi Mekanı- MAXII: 21.Yüzyıl Sanatları Müzesi
Pritzker Mimarlık Ödülü'nü kazanan ilk kadın mimar olan Zaha Hadid tarafından tasarlanan ve inşası 3 yıla yakın süredir devam eden MAXII Çağdaş Sanatlar Müzesi, İtalya’nın ilk ve en büyük Çağdaş Sanat Müzesi olarak kabul ediliyor.
Müze açılışında 3 sergiyle birlikte sanatseverleri karşılıyor. Kutluğ Ataman’ın “Mezopotamya Dramaturjileri” adlı sergisinin yanı sıra, İtalyanın çağdaş sanatında rol model olşturan ve çok sayıda genç sanatçıya ilham vermiş Gino De Dominicis’in 24 metre boyutlarındaki “Kozmik Mıknatıs” isimli yerleştirmesini de kapsayan I’Immortale yanı sıra İtalyan mimar ve yayıncı Luigi Moretti’nin çizim ve fotoğraflarından oluşan “Rasyonaliteden Bilgilenmeye” başlıklı sergisi de MAXII’nin açılışına özel olarak sanatseverlerle buluşacak.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın Rolü
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın en önemli hedefi projelerini başarılı bir şekilde hayata geçirmek ve 2010 yılı sonrasına da olumlu etkileri yansıyacak sürdürülebilir, katılımcı bir kültür-sanat altyapısı oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda , Türk sanatının yurtdışına yayılması için de çok sayıda projeye imza atarak, Avrupalı sanatseverlerin gözünü İstanbul’a çevirmek, ajandalarına İstanbul’daki etkinlikleri not etmelerini sağlayabilmek Ajansın önem verdiği konular arasında geliyor.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Görsel Sanatlar Yönetmenliği’nin destekleriyle Kutluğ Ataman’ın “Mezopotamya Dramaturjileri” isimli sergisinin katalogu İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle yayınlanıyor. Avrupa’nın en önemli sanat merkezlerinden birinde gerçekleşecek, binlerce Avrupalı’nın ziyaret edeceği sergi ile İstanbul’un “Avrupa Kültür Başkenti” unvanının pekişmesi ve İstanbul için daha fazla ilgi uyanması öngörülüyor.
Bu amaçla sürdürülen faaliyetler arasında İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Görsel Sanatlar Yönetmenliği çatısı altında hayata geçirilen “İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor” projesi, aralarında Antoni Muntadas ve Sophie Calle gibi AB ülkelerinden önemli sanatçıları İstanbul’da yaşamaya ve çalışmaya davet etmekte.
Yönetmenliğin projeleri arasında yurt içinde amatör sanatçıların çalışmalarına destek vermek ve sanatı İstanbul’un periferilerine yaymak üzere üretilen işler dikkat çekiyor. Bu kapsamda oluşturulan“Taşınabilir Sanat” projesi Türkiye’nin dört bir yanından amatör sanatçıları, İstanbul’un daha önce belki de adı hiç duyulmamış sanat merkezlerinde sergiler gerçekleştirerek ilçe halklarıyla buluşmaya devam ediyor.
Ayrıca farklı projeler, sergiler ve sanata dair seminerlerin sürdürüldüğü Kadırga Sanat Üretim Merkezi’nde çalışmalar tüm yoğunluğuyla devam ediyor.
Kutluğ Ataman “Mezopotamya Dramaturjileri” Sergisi
Kutluğ Ataman, küratörlüğünü Cristiana Perrella’nın üstlendiği “Mezopotamya Dramaturjileri” başlıklı sergisinde, dünyada homojen kültürlerin yerli kültürleri olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken sanatçı, modern çağda dilin üstlendiği rolü Mezopotamya coğrafyasında sorguluyor.
Ataman, “Aya Seyahat” (uzun metrajlı film ve enstalasyon), “Sütun”, “Kubbe”, “İkinci Dil Olarak İngilizce”,”Çerçeve”, “Mutluluk Arayışı”, “Tuhaf Mekan”, “William Shakespeare'in Tüm Eserleri” başlıkları altında sekiz farklı işinden oluşan sergisinde öncelikle gelenek ile modernliğin karşı karşıya gelmesi ve bundan kaynaklanan sorunları ele alıyor. Bu çatı altındaki ana özne ise, geleneksel ve modern kültürün çatışmasından kaynaklanan travma.
Sergi 30 Mayıs- 12 Eylül tarihleri arasında görülebilecek
Serginin Teması: Geleneksel ve Modern Kavgası
Ataman, çalışmalarında Türkiye'deki toplumsal yaşam ile teknolojik bakımdan en gelişmiş ülkelerde küreselleşmenin dayattığı yaşam tarzları arasındaki çelişkilerin üzerinde duruyor ve Türkiye'deki toplumsal yaşantıyı incelediği proje ve yerleştirmeleri yaratabilmek için video sanatını bir araç olarak kullanıyor.
Gelenek ve modernitenin buluşması, ikisinin arasındaki karşılıklı çekim ve bu karşılaşmanın travmatik sonuçları “Mezopotamya Dramaturjileri” serisinin ele aldığı temel sorunlardan bazıları. Avrupa kimliğinin içinde kök salmış olduğu modernleşme ile Türkiye'deki geleneğin uyumsuzlukları, modernite fikrini oldukça özgün bir tarzda ele alan sanatçının çalışmasının temelini oluşturuyor.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı
Görsel Sanatlar Yönetmeni Beral Madra’dan sergi hakkında
Kutluğ Ataman'ın sekiz bölümden oluşan Mesopotamya Dramaturjileri başlıklı yapıtının Roma’da Zaha Hadid’in mimarisini gerçekleştirdiği MAXXI Müzesinin açılışında kişisel sergi olarak açılması, Kutluğ Ataman’ın güçlü ve etkileyici sanat performansına dikkatleri çekmekte ve aynı zamanda Türkiye’li sanatçıların uluslar arası çağdaş sanat haritasındaki önemli yerini vurgulamaktadır. İstanbul 2010 AKB Ajansı’nın, ilke ve amaçları doğrultusunda bu sergiye ve MAXXI’ye verdiği destek sanatçılarımızın uluslararası performanslarının desteklenmesini öneren sürdürülebilir bir model girişimdir. İstanbul’un kültür başkenti olma projesini çok seçkin bir uluslar arası sanatçı, sanat uzmanı ve sanat izleyicisi kitlesine sunmak açısından da son derece elverişli ve etkileyici bir ortam hazırladıkları için Kutluğ Ataman, küratörü Cristina Perella ve bütün MAXXI yöneticilerine teşekkür ediyoruz.
Kutluğ Ataman bütün yapıtlarında olduğu gibi bu yapıtında da birey, özel yaşam ve dil üstünden giriştiği araştırmacı yaklaşımıyla ulusların ve halkların yaşamını belirleyen büyük anlatıların yapı-sökümünü yapmaktadır. Bu özellik Türk opera sanatçısı Semiha Berksoy'un yaşamöyküsünde ya da İstanbul'da gecekondulaşmanın hız kazandığı 60'lı yıllarda kurulmuş olan Küba mahallesindeki gecekondularda yaşayan 40 kişinin öyküsünde ilgiyle izlendi. Ataman’ın üretimleri günümüzün çelişkili, bunalımlı siyasal, ekonomik ve kültürel koşulları içinde olayları yorumlamakta güçlük çeken kitleler için görsel bir sözlük oluşturuyor. Bu çalışmalar genellikle sosyo-patalojik bir gözlem içermektedir. Kendi modernizmiyle hesaplaşma sürecinde olan bir topluma çeşitli toplum kesimlerinden portrelerle bir ayna tutulmaktadır. Aynı zamanda, Ataman, Türkiye’deki çağdaş sanatın estetik, içerik ve işlevlerini keşfetmek isteyen sanat izleyicisine, Türkiye’nin geçirdiği farklı modernizm ve post-modernizm süreçlerini, aykırılıkları ve çelişkleri izleterek göstermektedir.
Kutluğ Ataman’ın video çalışmaları, Türkiye’deki güncel sanat gelişmeleri içinde bir dönüm noktası diyebileceğimiz bir anlam da taşımaktadır. Bu dönüm noktası, Modernizm’den Postmodernizme geçiş olmasından öte, yeni bir kuşak sanatçının sanat icra etme biçimindeki, geçmişe bakışındaki ve yaşadığı dönemi kavrayışındaki paradigma değişimini de işaret ediyor.