KLASİK TÜRK MÜZİĞİ VE MÜNİR NURETTİN SELÇUK
Münirİstanbul, Münir Nurettin Selçuk ve İstanbul Tutkunlarının Yüreğindeki Mühürleri Söktü…
“Klasik Türk Müziği ve Münir Nurettin Selçuk’suz bir İstanbul düşünmek ne mümkün!” diyerek yola çıkan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmenliği, tüm İstanbul ve Münir Nurettin tutkunlarını “Münirİstanbul” konserinde ağırladı.
Timur Selçuk imzasını taşıyan, 30 Mayıs Pazar günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleşen konserde, Münir Nurettin eserleri çağdaş bir çerçeveden yorumlandı.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmenliği’nin, dünyaca ünlü müzisyenimiz Timur Selçuk ile birlikte hayata geçirdiği ‘Münirİstanbul’, 30 Mayıs Pazar günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda müzikseverlerle buluştu. İstanbul ve Münir Nurettin tutkunları hafızalardan silinmeyecek bir gece yaşadılar.
İstanbul’u, kadim bir zevkin tarihten günümüze doğru süzülen hassas terazisiyle terennüm eden Münir Nurettin şarkıları, Timur Selçuk’un yönetimindeki senfonik orkestra, Türk Müziği korosu ve Türk Müziği sazlarından oluşan yaklaşık 100 kişilik bir ekip tarafından seslendirildi. Konserde günümüz Türk Müziği dünyasının önde gelen dört solisti, Dilek Türkan, Atakan Akdaş, Ezgi Köker ve Bekir Ünlüataer sahne aldılar.
Konserde Dilhayat Kalfa, “kadın yarınımızdır” demek için; kemençeci Nikolaki, “ahlaklı insan kardeşimizdir” demek için; Üçüncü Sultan Selim, “aslolan insan olmaktır” demek için; Ferahfeza Ayin, “bütün kadim bestecilere rahmet ve saygı” için; Kalamış, Kandilli, İstinye, Bir başka tepeden, Üç İstanbul, “İstanbul'u anlatmak ve anlamak” için; Ne Doğan Güne, Rindlerin Akşamı, “misafir olduğumuzu kavramak” için; Ata'ya Ağıt, “eşsiz Yaradan'nın bu toprakları ve bizleri çok sevdiğini haykırmak” için tekrar yorumlandı.
Konserin sürpriz solisti ise, Münir Nurettin’in torunu Hazal Selçuk’du. Hazal Selçuk, babaannesi Şehime Erton’un sözlerini yazdığı ve büyükbabası Münir Nurettin’in bestelediği, “Sesin bir ışık bana” adlı eseri seslendirdi.
Klasik Türk Müziği ve Münir Nurettin Selçuk’suz bir İstanbul düşünmek ne mümkün!
“Münir Nurettin’in önemi, sadece müzik sanatımız için değil, bütün kültür ve sanat tarihimizle ilgilidir. Yalnızca eserleriyle ve sesiyle değil, tam bir ‘İstanbul efendisi’ profili çizen yaşama biçimiyle de Türk kültürüne mâl olan Münir Nurettin Selçuk, sadece bir bestekâr ve ses sanatkârı değildi.” diyen İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmeni Mehmet Güntekin, ‘Münirİstanbul’ için şunları söyledi: “Eski tarz meşkten Fransa’daki Batı musikisi eğitimine; Muzıka-yı Hümâyûn’dan Riyâset-i Cumhur İncesaz Heyeti’ne; Dârülelhân’dan Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’na; Fransız Tiyatrosu’ndaki ilk solo konserinden Saray ve Şan Sinemalarındaki konserlerine ve taş plâklarından TV ekranlarına kadar, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e bir kültür köprüsüydü. Adı, Türk Musikisi ‘Milât’ olarak değerlendirilen az sayıdaki büyük musikişinaslar arasında yer aldı. Türk Musikisi tarihi sahnesine çıktığı dönemden günümüze kadar daima ‘Münir Nurettin’den önce – Münir Nurettin’den sonra’ ölçüsü geçerli oldu. Musikide attığı her adımla, kendisinden sonraki kuşaklara örnek olabilmek gibi yaşadığı dönemleri aşan bir etki gücüne sahip oldu.”
Yüreğinizdeki mühürleri sökün ve dinleyin, hissedin ve insan olduğunuzu anlayın…
Timur Selçuk, konser için özel olarak bastırılan kitapçıkta, “İstanbul'da doğdum. Bir devlet okulunda liseyi bitirdim. Sonra Fransa'ya müzik eğitimi için gittim. O yıllarda duyarlı ve seçici bir dinleyici topluluğu olduğu için ilk şarkımla çok genç yaşımda ünlü oldum. On yılın sonunda, ‘kime hizmet edeceğimi’ sorguladıktan sonra Türkiye'ye döndüm. Çok da iyi yaptım. Tiyatro müzikleri yazdım. İstanbul Oda Orkestrasını kurdum. Milli müziklerimizi çok sesli sunmaya başladım. Kendilerini dünyanın merkezi zanneden batılılara ve bizdeki ‘batıperestlere’ musıkimizin içindeki ‘efsunlu çok sesliliği’ hissettirmek istedim. ‘Yüreğinizdeki mühürleri sökün ve dinleyin, hissedin ve insan olduğunuzu anlayın’ dedim. Türk Musıkisi, eşsiz Yaradan'ın Türk halkına armağan ettiği ‘rahmetinin’ sese dönüşmüş nurudur.” diyerek duygularını kelimelere döktü.
Timur Selçuk, ‘Münirİstanbul’da, sadece müzik yolculuğundaki bir öncüsü değil, aynı zamanda babası olan Münir Nurettin'in İstanbul siluetine nadide bir tül perde gibi serdiği müziği, her açıdan yetkin müzik kimliğiyle ve ‘klasik olan’a derin saygısından ödün vermeksizin çağdaş bir çerçevede yeniden yarattı.