Web Toolbar by Wibiya
 

YUNAN MİTOLOJİSİNDEKİ TANRILARININ CENNET ADALARINA SEYAHAT 26.07.2010
APEX TOUR CRUİSE HOLİDAYS ile seyahate karar vermem,yöneticileri; Orhan Üstündağ ve Mehmet Buyan dostlarımın,basın lansmanında kendilerinin takipçisi olan dostlara verdiği tatil promosyonuyla bağlıydı..
 
 
YUNAN MİTOLOJİSİNDEKİ TANRILARININ CENNET ADALARINA SEYAHAT
 
APEX TOUR CRUİSE HOLİDAYS ile seyahate karar vermem,Yöneticileri; Mehmet Buyan ve Orhan Üstündağ dostlarımın,basın lansmanında kendilerinin takipçisi olan  dostlara verdiği tatil promosyonuyla bağlıydı…Gemiyle Seyahat hiç tatmadığım bir modeldi …
 
 
 
Yaz tatilimi nerede geçirsem diye düşündüğüm zamanda onlara rastlamam ve gösterdikleri candan ilgiyle yazın en sıcak günlerini serin üfül üfül esen rüzgarla ilerleyen bir gemide geçirmek fikri beynime hemen yerleşti.

2010 yazının tümünü kaplayan güzel günlerde Yunan ve Adriyatik Turlarıyla Türk gezginlerine tatmadıkları bir tatili yaşatacaklarını anlattıkları zaman, kendi tatilimi Yunan Adaları turunda geçirmek istediğimi belirterek katılım belgelerimi sundum.

Aslında Gemideki yaşam kültürü ile Kültürlerin yaşamının geçtiği ,mitolojik adaları merak da ediyordum…Bana öyle geliyordu ki,gezginler gemileri limanlarda duran konaklama yerleri olarak algılayıp İnilen yerleri tanımak için kullanıyorlardı.Halbuki hiç de öyle olmadığını bu güzel seyahatim sonunda öğrendim ve yazıyorum…

 
 
 
 
 
Gemideki yaşam bambaşkaydı onun da tadına varmak gerekiyordu .Şef  Bruno Sieberath’ın dikkatinde, sonsuz bir özenle tertemiz bir mutfakta hazırlanan akşam yemekleri ve gece eğlenceleri çok farklıydı…
 
 
 
 
Gemimiz giderken esen rüzgarın serinliğinde ,Ocean Majesty’nin Direktörü Cristina Butler tarafından hazırlanan show  programları ve sonrasında canlı müzikli dans programı kıyıdaki güzellikleri bırakıp döndüğümüzde, bize sahili unutturuyordu…
 
 
 
Zamanı geldiğinde İzmir’den hareket eden Ocean  Majasty  gemisine binmek için Pegasus hava yollarıyla İstanbul’dan İzmir’e uçtum.Havaş ile limana vardığımda vakit erkendi…Kordonda bir kahvaltı yapayım diye aranırken İzmir Tic. Odasının Sera Cafe’sini  keşfettim…Hayatımın en güzel Pazar sabahını orada geçirdiğimi söyleyebilirim.Körfezin melteminde denizin dalgalarını seyrederek, İlker ve Serkan kardeşlerin özenli ikram ve hizmetleri eşliğinde hareket saatimi beklemenin bu kadar keyifli olacağını hiç tahmin etmezdim.
 
 
 
Daha sonra bir taksiye atlayıp limana vardığımda saat yine erkendi. Tam bir çay içerek sığınacak yer aradığımda liman içinde şirin bir tek cafenin olduğunu fark ettim…Yolculuğum çok keyifli başlıyordu…Cafe çok hoş ve özel görünüyordu içeride genç bir dost, beni çok eskiden tanıyan bir dost edasıyla karşıladı. İsmi Ehmer’di Eğitimli olduğu her haliyle belliydi. Meğer öğretmenmiş. Ablası Gülden Hn.a yardım edermiş…Bursa’ya ataması çıkmış…Orda da yedim içtim vakti geçirdim...
 
 
Gümrükten geçip Gemiye binmek için limana girdiğimde, Limanda işinin başında dimdik duran,Apex Tour Genel Müdürü Mehmet Bey dostumun bizi sevgiyle karşılayışı ve  uğurlayışı bana ziyadesiyle güven verdi.Gemideki doluluk trendi APEX Tour’un başarısını gösteriyordu…Gemi girişinde seyahatten sorumlu Apex Tour Müdürleri Onur ve Tamer Beylerin karşılamaları ise büyük bir turizm nezaketi içindeydi…
 
 
 
Nihayet Güzel İzmir’i dalgaların gerisinde buğulanmış olarak bırakıp açık denize çıktık…Gemi olanca ahengiyle yola süzüldüğünde rastladığım AKKOÇ Ailesi bana yoldaş oldu...
 
 
Kamaralarımızı bulup akşam yemeğine geçtik…
 
 
 
Şahane görünümde hazırlanmış bir restoranı ve nefis yemekleri  bize şehirdekileri aratmayacak güzellikteydi…Hele Şeflerin ilgi ve kaliteli ikram şekilleri isimlerini öğrenip yazmama,teşekkürlerimi böylece bildirmeme neden oldu…
 
 
Büyük Şef Bruno Sieberath,Şefler; Özer Bey,Cemal Bey, Tevfik Bey,Ender Bey, Burak Bey,Sercihan Bey,7. Kat Şefi Kubilay Bey…Sağ olun var olun…
 
OCEAN MAJESTY  Gemisi, ilk durağımız olan Ege Denizindeki on iki adaların en büyüğü olan Rodos’a yaklaştığında , eskiden bizim olan talihsiz bir şekilde kaybettiğimiz ,şimdi Yunanistan’ın Meis adası dışında en doğudaki adasının limanında tuhaf duygular içindeydim.Türkiye’nin Boz Burun noktasına 11 mil  yakın olan bu ada sanki hala bizimmiş gibi…
 
 
 
Mandraki Limanı girişinde M.Ö. 200 de inşa edilen Rodos heykelini göremeyeceğimi bildiğim halde, onun yerine dikilen Elefos ve Elefina isimli Geyik heykelini sanki oymuş gibi izledim. Söylentiye göre ada yıllar önce yılanlarda doluyken adaya getirilen geyikler onları yiyerek tüketmiş, böylece kutsal sayılarak Geyik heykeli, tahrip olarak yok olan Kolossos’un yerine dikilmiş.
 
 
 
Eskiden ticari bir liman olan Mandraki Limanı gördüğüme ve anlatılana göre,turizm hareketine hizmet eden tur ve dalış tekneleriyle dolu.Rodos kalesi tüm ihtişamıyla kumsalı kucaklıyordu.
Gemi Rodos’a yaklaşmadan önce geceden bize sunulan küçük gemi bülteninden indiğimizde neler yapabileceğimiz belliydi…Tur satın alanlar ve kendileri gezmek isteyenler kendilerini buna göre hazırlamışlardı…
 
  
 
Benim katıldığım gezinin Tur Rehberi Aytunç  Bey’in Verdiği  bilgilere göre 140 bin nüfuslu adanın , Rodos şehrinde 55 bini yaşamakta.Yunanistan’ın Oniki Adalar Bölgesi sayılan Sönbeki,Herke,İleki, Meis’i kapsayan Rodos İli’nin merkezi Rodos şehriymiş.Adanın doğal bitki örtüsü Hibiscus’muş.
 
 
Aytunç Beyin Partneri Nagehan Hn. ve Pronto Tur’ dan Murat Bey  ise turun düzenini korumakta inanılmaz bir performans gösteriyordu. Her sorulan ek soru cevap buluyordu…
 
 
 
Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Rodos Heykeli Kolossos M.Ö. 280 yılında Dorlar  tarafından Rodos liman girişinde inşa edilmiş. Rodos şehrinin Tapınak Şövelyeleri  tarafından inşa edilmiş kalesi  ve Orta Çağ’dan kalma mahallesi ,Unesco Dünya Miras Listesinde yerini koruyor. Adada ayrıca, Rodos Diagoras Uluslararası Havaalanı ile Rodos şehri arasında kalan kesimde toplanmış 3.500 nüfusluk bir Türk azınlık varmış. İç kısımları ormanlık ve Türk Çamı da denilen Pinus brutia ağaçları Kızlçamlarla kaplıymış. Adanın flora ve faunasının, genel olarak, Yunanistan'ın kalan kısımlarından ziyade Türkiye'nin batı sahillerini andırdığı kabul görmekte. Adanın kuzey ucundaki Rodos dışındaki en önemli yerleşim, güneydoğu sahilindeki Lindos muş.

Rodos adası mızrak ucu benzeri biçimde. 79,7 km uzunluk ve 38 km genişlik ile toplam alanı yaklaşık 1.398 km²(540 mil kare).Deniz sahili yaklaşık 220 km. Rodos şehri adanın kuzey ucu sonunda. Antik çağ sitesi ve modern ticaret limanını bulunuyor. Ana havayolu kapısı Diagoras International Airport.

İstanbul’dan adaya uçuran havayolları olmakla birlikte tur şirketleri gemilerle ulaşım sağlamakta…Örneğin APEX Tour’un Ocean Majesty  ile İzmir’den hareketle çeşitli Yunan Adaları turlarının ilk uğrak noktası Rodos.

IATA daki kodu: RHO . Havalimanı Paradisi şehrinin 14 km güney batısında.

Karayolu ağı şebekesi şehirden doğu ve batı sahilleri boyunca yayılıyor. Petalus yani Kelebekler Vadisinde yazın çok sayıda kelebek toplanırmış ama şimdilerde yok gibi... Attaviros dağı 1.215 metre irtifasıyla adanın en yüksek noktası. Sahiller kayalık  iken ada ekilebilir topraklara sahip. Burada turunçgiller, üzüm, sebzeler, zeytin ağaçları ve diğer mahsuller yetiştiriliyor. Şarapçılık en ileri noktada…

Turizm adanın en önemli gelir kaynağı.Bizimle beraber dünyadan gelen 2 gemi daha vardı...Bir anda 3 bin kişiyle ada turizm cenneti haline geldi.Liman yüksek surlarla gizemli yılda 1 milyon turist bu güzellikleri görmeye geliyormuş.

Rehberimiz Aytunç beyin verdiği bilgilere göre Rodos şehrinin dışında adada küçük köyler ve dinlenme sahilleri varmış . Bunlar;Faliraki,Lindeos,Arçangelos,Afandu,Koskinu,Embona,Paradisi,Tiranta gibi… 

  
 
 
Flarimos Bölgesine vardığımızda dünyanın betondan dökülmüş en büyük Haçını gördük…Fotograflar çektik…

Eski Şehir, Mandraki Limanının surlarla kaplı 11 kapıdan girilen alanı içindeydi…

 
 
Yüzyıllar önce atlı şovalyelerin gezdiği dar sokaklar,kalenin içindeki mistik havayı oluşturan yapılar,eskiden şovalyelerin hastene olarak kullandığı şimdi müze olan Arkeoloji müzesindeki Aphrodite Heykeli ve tarihi kalıntılar adeta bir açık hava müzesi gibi görülmeye değerdi…Kudüs’ü haçlılar ele geçirdiğinde oradan ayrılan Sen Joan Şovalyeleri  Kudüsü kontrolden çıkarmamak için Rodos’a yerleşiyorlar.İlk senet sistemi de burada geçerli olmuş.
 
 
 
Şovalyeler bu sistemden faydalanarak  zengin olmuşlar ve 1309 yılında adayı bizans’ tan satın almışlar… Kaleyi yaptırmışlar…Büyük üstad sarayını da yenilemişler…Anlatımla birlikte Şovalyeler sokağındaki senbol şovalyeler ise çok ilginçti…
 
 
Eski Çarşı Sokrates Caddesi’ndeydi. Rodos’u anımsatacak tüm hediyelikleri satan dükkanlarla doluydu.

Yenilebilecek ilk ve güzel şey balık ve deniz ürünleriydi.Tabii ki yanında içilecek Uzo’yu da tatmak gerek…Türk yemeklerine benzeyen menüsü yanında Yunan usulü omleti,şekerle Hindistan cevizi,badem,incir içeriğiyle yapıyorlar.bol kalorili bir yiyecek…

Kale suralarının arasında  İPPOCRATOUS Meydanı taverna cafe ve barlarla kuşatılmış. Bir yerde turistlerin cıvıl cıvıl neşesi bir yanda Rodos surları ve taverna müziğiyle sabaha kadar süren eğlence merkezi… Yeni Şehir kısmında ise İtalyan eklentisi büyük taş yapılar varmış…Sahilde oteller bölgesinde 400 den fazla otel varmış…

  
 
Biz eski şehri gezdikten sonra elli plajına doğru gruptan ayrılarak yüzmeye gittik…sahil çok güzeldi oradan limanın fotoğraflarını da çekebildik…Ama biz geceyi yaşayamadan gemi hareket saatimizin yaklaşması nedeniyle gemimize döndük…
 
 
 
 
Majesty Ocean Cruise un harika geçen bu ilk günden sonraki tatil rotası Santorini Adası… Rodos Adasını Bir Hayal şehir olarak dalgaların arkasında bırakarak Santoriniye doğru hareket ettik.

Rehberimiz Aytunç  Yıldız tarafından verilen Tarihi bilgiler…

 

Adaya ilk yerleşim Neoklasik dönemdeymiş, bu kültüre ait az kalıntı varmış.

M.Ö. 16. Yüzyılda adaya yerleşen Giritlilerden sonra. Yunan Mitolojisi ile yeni bir Rodos ırkı Telchines  olarak isimlendirilmiş, 11. yüzyılda Dorian ların gelmesiyle ada gözde olmuş. Daha sonra gelen Dorlar üç büyük şehri Lindos, Lalyssos ve Kameiros'u inşa etmişler. İstanköy, Knidos ve Halikarnassos ile birlikte ada güneş tanrısı Helios ve Rodos perisinin birliğinde yeniden doğmuş ve şehir onların üç oğlu için isimlendirilmiş.

M.Ö. 5. Yüzyılda Perslerin istilasına uğrayan ada Yunan Şehir devletlerinine bağlı imiş ve bunu atlatmış daha sonra Pelepones savaşlarını da atlatıp,adanın kuzey ucunda yeni Rodos’u başşehir olarak kurup ilan etmişler.

M.Ö. 357 yılında ada Karya’ lılar tarafından kral Mausolus atrafından feth edilmiş. Daha sonra da M.Ö. 340'da Persler'in eline geçmiş. Fakat onların dönemi kısa olmuş. Rodos M.Ö. 332'de Makedonyalı Alexander III ün Persleri yenmesinden sonra büyüyen bu imparatorluğun bir parçası haline gelmiş. Alexander ın ölümünü takiben onun generalleri krallığı kontrol etme çekişmesine girmişler. Onların üçü Ptolemy, Seleucus ve Antigonus krallığı kendi aralarında bölmeyi başarmışlar. Rodos, Ptolemies ile ticari ve kültürel bağlarını İskenderiye  ile kuvvetlendirip baraberce  şekillendirdikleri Rodos-Mısır birliği Akdeniz'nde ticareti boydan boya kontrol ediyorlarmış.. M.Ö. 3. yüzyılda şehir denizcilik, ticaret ve kültür merkeziyle gelişmiş.

Parası Akdeniz'in her tarafında dolaşımda imiş. Meşhur felsefe okulu, bilim, edebiyat ve hitabeti İskenderiye'li    üstadları ile paylaşıyormuş.

Orta Çağda,1309'da, Bizans çağı, adanın Hospitalier Şövalyeleri (1080 yılında Kudüs'de kurulan ve Saint John kudüs, Rodos ve Malta tarikatı, Malta şövalyeleri, Rodos şövalyeleri ve Malta silahşörlerini içeren bir organizasyon) tarafından zapt edilmesiyle son bulmuş. Yeni ismiyle Rodos Şövalyeleri yönetimi altında şehir ortaçağ Avrupa ideal modeline göre yeniden inşa edilmiş…

Şehrin en meşhur anıtlarından ‘’PALACE OF THE GRAND MASTER ‘’( Büyük Üstatların Sarayı) kuvvetli duvarlarla kaplı. SEAN JUAN  Şövelyelerin inşa ettirdikleri duvarlar, 1444 mısır,1480 de 2.Fatih’in saldırılarına karşı durmuş.Ama sonunda Kanuni Sultan Süleyman’ın 1522 deki saldırısına yenik düşerek Osmanlı’ya geçmiş.Adadaki şövalyeler ise Malta Adasına sürülmüş… Ada 400 yıl Osmanlı mülkiyetinde kalmış.saldırı sırasında Osmanlı askerleri çift sıralı arada sularla ve timsahlarla kaplı surları ve kapıları geçmekte epey zorlanmışlar…

1912 de Trablusgarp savaşı sırasında italya tarafından işgal edilen Rodos1948 de oniki adanın diğer adalarıyla Yunanistan’a  katılmış.1923 de yapılan mübadelede sırasında adadaki Türkler  İtalya topraklarında sayıldıkları için kurtulmuşlar. Kalanlar ise çok küçük bir azınlık olarak hayatlarını sürdürmüşler…

-----------------------------------------------------------------------------------------

Apextour Cruise Holidays  Türkiye’de  Kruvaziyer Dünyasının liderlerinden biri.
 
Apextour 19' uncu yılında Muhteşem Kruvaziyer seçenekleri ile Deniz ve Nehir seyahatini tüm misafirlerine en uygun şartlarla sunmaya devam ediyor...
 
Turizime 28.12.1993 tarihinde Türsab üyesi olarak işletme belgesi alan şirket ( Belge No.1869 ) Uluslararası bağlantıları ile Dünyanın en tanınmış Kruvaziyer şirketleri, Hava Yolları, Otelleri ve birçok Tur Operatörleri ile olan üst düzey ilişkileri sayesinde hiç bir aracı kullanmadan tüm gezileri kendisi organize etmekte.
 
 Bir Aile şirketi olarak şirketin hedefi; müşteri memnuniyetini ön planda tutmak…
 
 Apex tour Cruise Holidays

 

Anadolu Yakası Merkez

Avrupa Yakası

İzmir

Bağdat Cad. No:310
 Kat:2 Daire:4
 Caddebostan
 İSTANBUL / TÜRKİYE

Halasgargazi Cad. Sema Apt. No119
Osmanbey / Şişli
İSTANBUL / TÜRKİYE

 Doktor Mustafa Enver Bey Cd.
 No:6 Kat: 2  Alsancak
 İZMİR / TÜRKİYE

Tel : +90 (216)302 9302  +90 (216) 302  9302      

 

Tel :+90 (212) 291 11 04 +90 (212) 291 11 04      

Tel: +90 (232) 465 20 50 +90 (232) 465 20 50      

Fax :+90 (216) 368 31 51

 Fax :+90 (212) 232 53 66

Fax: +90 (232) 465 20 60

 

 

 

 

Kıbrıs

 

 

Armacom Rezidance Sitesi
F Blok No:3

Devlet Hastahanesi yanı

Levent Koleji Arkası 

Ortaköy-Lefkoşa / KIBRIS

 

 

Tel: +392 22 84 059

 

 

GSM: 0542/0533 853 12 24

 

 

 

Seher Müşfide Aybek
Genel Yayın Yönetmeni
 

Translate Page

 

TourismLifeInTurkey.com'un imtiyaz sahibi   TUYED EGD SKAL   ve   ITO   üyesidir.