| MYKONOS GÜNEŞ KUM VE DENİZİN EĞLENCE ADASI |
09.08.2010 |
|
|
|
| Bir Ege sabahının ilk ışıklarında cennet ada Mykonosa vardık.
|
|
|
MYKONOS GÜNEŞ KUM VE DENİZİN EĞLENCE ADASI
OCEAN MAJESTY CURUİSE içindeki 500 elit yolcusuyla, Pire limandan ayrılıp,Yunanistan’ın en kaliteli tatil ve balayı adasına doğru, gecenin sessizliğinde süzülerek yol aldı…Bir Ege sabahının ilk ışıklarında cennet ada Mykonos’a vardı.
Küçük balıkçı tekneleriyle lüks yat ve curuise lerin yan yana dizildiği liman sakin bir koydaydı. Hora ismiyle de anılan Mykonos’un Merkezi Mykonos kasabasının inci gibi dizilen beyaz evleri, sabahın güneşli puslu havasında gizeme bürünmüş olarak,eğlencenin sükunetindeydi.
Ocean Majesty gemimizin kaptanları bile kaptan köşkünün balkonuna çıkmış, bu şahane manzarayı izliyordu…
Limana inince, erken saatlerde plaja gitme isteğimizi daha önceden belirttiğimiz için kendimizi şık klimalı bir tur otobüsünde bulduk. Binlerce yıllık geçmişe sahip olan ada, tarihi, gece yaşamı, plajları, lezzetli yemekleri ile tatilin keyfini çıkartabileceğimiz eşsiz güzellikleri barındırıyordu.
Rehberlerimizin anlattıklarına göre; Güneşin, rüzgârın ve denizin adası olarak da tanımlanan Mikonos’un ismi, mitolojiye göre tanrı Apollon’un oğlu Anios’ tan geliyormuş. Yılın 300 günü adada, güneşin sıcaklığını hissetmek mümkünmüş… Adanın karstik yapısı volkanik oluşumlu olduğu için, görülmeye değer birçok coğrafi özellikle, adaya ayrı bir turistik değer katıyormuş. Birçok eski çağa ve medeniyete beşiklik etmiş Mykonos'da, prehistorik devir, Bizans devri ile modern çağdan birçok kalıntı ve eser görülebilirmiş. Türk kültürüne yakın damak tadı, sıcak konukseverliği ile ada, kendimizi sanki evimizdeymiş gibi hissetmemizi sağlıyormuş.

Ege Denizi’nin en hareketli, eğlenceli ve renkli adası olan Mykonos, genellikle jet sosyetenin yaz dönemlerindeki uğrak yerlerinden bir tanesiymiş. Ada partiler, eğlenceler, gece kulüpleriyle çılgın bir gece hayatına sahipmiş.Özgürlükler adası olarak bilinmesinin nedeni ise;tercihleri ne olursa olsun turistlerine eşit seviyede kaliteli hizmet vermeleri ve saygı göstermeleriymiş…
Mykonos adasının şirin balkonlu ve görülmeye değer bembeyaz evlerini de dar sokaklarda gezinirken izleyebilirmişiz.
Transfer aracımız dağlara doğru tırmanmaya başladığında manzaranın güzelliğine doyulmuyordu..Tepelere doğru manzara dehşetini daha da arttırıyordu…Yol boyunca izlediğimiz beyaz boyalı tipik evlerin arkasındaki dağı da aşınca deniz kum ve güneşin cümbüşüne varacağımızı biliyorduk…
Plaj gidişinde bize eşlik eden rehber arkadaşımızın anlattığına göre;Ada Bu güzelliği, 80 lerde başlatılan etkin tanıtım kampanyası ile kazanıp, nam salmış…Çılgın gece hayatı sabahlara kadar süren partileri,birbirinden güzel plajları,beyaz renkli boyalı küp şeklinde evleri ve dar sokaklarıyla popüler olmuş…
Mykonos adasına gelişimiz denize girme hefesimizin buraya saklanışı yüzünden,denize girmenin hayaliyle doluydu…ve nihayet ELİA Plajına vardığımızdaki heyecanımız son haddini bulmuştu…
Sazlarla örtülü şemsiyelerin altındaki lüks şezlonglara havlularımızı yayıp, Kendimizi engin mavi sulara attık…
Kum ile denizin buluşmasındaki nezaketi ben burada keşfettim…
Tek çakıl taşını bulunmadığı tertemiz deniz suyunun bedenimize getirdiği ferahlık insana erişilmez bir keyif veriyordu…
Parlak güneşin aydınlığında plajı görüntülemekten kendimi alamıyordum…
En çok kullanılan ulaşım aracı olan motorsikletlerle plaja gelen gençler ve hediyelikleri turistlere nazikçe gösteren satıcılar bu güzelliğe ayrı bir hava katıyordu…
Ben ,Apex Tour’un Ocean Majesty gemisiyle 5 gece 6 günlük Yunan Adaları turunun son durağı olan Mykonos’u görmekten son derece mutluydum…
Adaya başka ulaşım yolları da varmış; ETS Tur’un Atlas Jet ile tüm yaz devam eden uçuşlarıyla, 2 -3 gece konaklamalı turları varmış…Ama Deniz yoluyla adaları geze geze hepsini tatmak bir başka…Bu haberi çok büyük bir şans eseri akşam eğlencesini izlemeye gittiğimizde, Paradise Beach’de rastladığım canım torunum Mete’den öğrendim…
Dünya çok küçük derler ya… Doğruymuş…Sabah saatlerinde Elia plajında denizden çıkınca masmavi gökyüzünde fark ettiğim,adaya inen uçağı fotoğraflarken,onun Mete’yi getiren uçak olduğunu bilememiştim…
Deniz ve güneşlenmemin sonunda gemiden benim için hazırlanan piknik sepetimden yediğim yemek hayatımın en unutulmaz harika hatırasıydı… Etrafı gezerek çektiğim fotoğraflarla bu hatıraları yakalayıp sabitledim…
Elia Beach mükemmel bir alt yapıya sahipti…Tertemiz duşları,soyunma odaları,Restaurantıyla kaliteli bir hizmet sunuyor ve unutulamıyordu…
Restaurantında yok yoktu İstakoz bile şefin elinde bize başka bakıyordu…
Akşam üzeri aracımız bizi almaya geldiğinde, akşam Paradise Beach taki plaj eğlencesine gitme telaşımız olmasaydı, oradan hiç ayrılmazdım…
Aracımıza binip şehir merkezine doğru yol aldık… Tepelerden yine harika görüntüler aldım…
Ünlülerin evlerinin önünden geçtik…
Aceleyle gemiye çıkıp kıyafetlerimizi değiştirip, şehir merkezine doğru bizi
Paradise’ ye götürecek tranfer aracına varana kadar,adanın bize daha önce anlatılan tipik dar sokaklarından hızla geçerken, hayranlıkla var olan tüm özel güzellikleri fotoğrafladım…
Paradise Beach’a vardığımızda,Beach partiler başlamıştı…Burası çok geniş ve güzel bir sahildi…Bir çok cafe, bar ve restaurant vardı…Bizim uğrağımız ise Tropikano Cafe Bar restaurant’ tı…Hareketli bir Latin müziğin iç gıcıklayıcı ve dansa çağrı yapan ritmine ayak uyduran, set üstünde raks eden kızlar vardı…Partiyi izlemeye gelen gençler çoğunluktaydı…Onlarda çağrıya uyarak,bulundukları masalarında dans ediyorlardı…
İşte tam o sırada desk üzerinde bir de baktım ki benim torunum Mete..Şaşkınlıkla birbirimize sarıldık…Dünyanın bu kadar küçük olduğuna o anda inandım…Fotoğraflarını çektim…Allah her anneanneye böyle bir rastlantı vermez diye düşünüp bana verdiklerine şükrettim…
Deniz kıyısından izlenen manzara ise harikaydı…Mavi nin bütün tonlarını taşıyan deniz ,sizi alıp lacivert akımına götürüyordu…
O sırada tüm gençler çılgın müziğin ritmine kapılmış oturdukları desklerin üzerinde dans ediyorlardı...
Tropikana’dan ayrılmak zor geldiği halde gemimizin hareket saati yaklaştığı için dönüşe geçtik …araçlarla tekrar merkeze geldik…orada serbest bir gezi yaptık…Yel değirmenlerine giden yolu daha önce tarif etmişlerdi…onları merak ederek tekrar dar sokaklardan ilerledik …birden sıra sıra dizilmiş heykellere benzeyen yel değirmenlerini gördüm…
Eskiden Temmuz-Eylül aylarında çalıştırılan yel değirmenleri, şimdilerde turistlerin hayran bakışlarına ve izlerken çektirdikleri hatıra fotoğraflarına pano oluşturmuş… Ben de arkadaşlarımın çektiği bir fotoğrafla bu hatıraya kavuştum…
Değirmenlerin bulunduğu platodan aşağı doğru baktığımda ise hayranlığım bir kat daha arttı… Şehir Merkezinin en popüler mekanlarının bulunduğu hırçın dalgaların sahili dövdüğü,güneşin büyük bir ihtişamla veda ettiği özgün bir alan…Kıyı tavernaları,açık hava cafe ve barları ile ünlü Küçük Venedik diye bahsedilen yerin burası olduğunu açıkça görünen güzelliğinden anladım…
Restaurantlarında akşamın en güzel anında oturmuş yemek yiyen insanlar,sanki yıllardır birbirlerini tanıyorlardı…İşte Özgürlükler Adası ismi buradaki yaşantıdan geliyordu…
Akşam güneşin batış vaktinde buraya erişmenin mutluğu içindeydim…Sahilde çıplak ayak yürüyen insanları,mutlu ve hür sıcaklığı ve akşamın neşeyle buluşan hüznünü çektim…
Mykonos’ dan ayrılış ayni zamanda, seyir defterimizin tamamlanmış olmasından duyduğum hüzün ile güzel anılara karıştı…
Rotamız vatanımız olduğu için,dönüşler beni hep sevince boğar…Gemimiz seyahatimizin başladığı İzmir Limanı’na doğru demir aldığında da,5 gece 6 gün boyunca arkadaş olduğumuz dostlarla, geçireceğimiz son gecenin keyfine vardım…Gece, her zaman temiz bakılan, rahat denizle kavuşuk kamaramda sakin bir uykuya daldım…
Ertesi Sabah İzmir'e gelirken,kahvaltımı Majesty Ocean Gemimizin üst güvertesinde havuzun kenarında yaptıktan sonra dostlarıma veda ettim...
Öğle üzeri, İzmir limanına vardığımızda;Bu geziye beni davet eden, Apex Tour’un Genel Müdür Yardımcısı Orhan Üstündağ’ın bizi karşıladığını görünce,yaz boyu sürecek olan Adriyatik ve Yunan Adaları turlarındaki başarılarının nedenini anladım…
………………………………………………………………………………………………………………………
MYKONOS Adası hakkında ek bilgiler:
Anlattıklarımdan başka gezilip görülecek yerler için,Kale Tepesi, Vanis Değirmeni,Panapia Kilisesini görmeden dönmeyin diyorlar…
Merkezden uzak sakin bir yer isterseniz, Aro Mera köyüne gitmeliymiş…
Bir de Adanın maskotu varmış PATROS…ona rastlayamadım,ama Tur Rehberimiz Aytunç Kardeş e-mail le Patros 2 yi bana gönderdi....Önceki yıllarda tek olan Patros,uzun gagalı pek havalı bir pelikan kuşuymuş…tek olarak görülmesi onu maskot yapmış sonra ölmüş ama sonra adaya 3 pelikan kuşu daha getirmişler…İşte onlar dar sokaklarda bazen karşınıza çıkarmış…İsimleri Patros,İreni ve Nikolas’mış…
Anlattığım Elia Plajından başka; Adanın güneyinde gözlerden uzak çılgın ve çıplak dünyaca ünlü Süper Paradise, alternatif olarak sitelerin ve plaj otellerinin bulunduğu Ornos Plajı, Şehir Merkezi ile Yeni Liman arasındaki Agias Stefanos Plajı, uzun kumsalı ve her türlü su sporlarının yapıldığı Platys Gialos Plajı bulunuyormuş…Psarou Beach de adanın güzel koylarından birinde sakinlik içinde deniz güneş ve kumu bir arada bulabileceğiniz huzurlu bir yermiş…
Temmuz ve Ağustos aylarında talebin en üste olduğu aylarda kalacak yer bulmak çok zormuş… erken rezervasyon şartmış…
Konaklayabileceğiniz bazı oteller ise şöyle; Merkezde rahat olabileceğiniz Alkyon Hotel,Aile işletmesi olan Olia Hotel,Kaliteli ve pahalı olan Saint John Hotel…
Paradise Beach teki Tropikano ve Cavo Paradiso restourantlarından başka,yemeğinizi rahatlıkla eğlenerek yiyebileceğiniz yerlerden bazıları; Antonini’s Niko’s Taverna,Filipis olarak belirtiliyor…
|
|
| Seher Müşfide Aybek |
| Genel Yayın Yönetmeni |
|
|
|
|
|
|
|
Kategorileri görmek için lütfen buraya tiklayiniz...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|