| MİTOLOJİNİN DOĞUM MERKEZİ ATİNA VE VARIŞ LİMANI PİRE |
17.08.2010 |
|
|
|
| Yunanistanın Başkenti. Batı uygarlığın doğduğu kent; Atina...Eski uygarlıkların ve yeni uygarlığın harmanlandığı özel kentlerden biri.Pire ise Başkente ulaştıran liman.
|
|
|
MİTOLOJİNİN DOĞUM MERKEZİ ATİNA VE VARIŞ LİMANI PİRE

Yunanistan’ın Başkenti. Batı uygarlığın doğduğu kent; Atina...Eski uygarlıkların ve yeni uygarlığın harmanlandığı özel kentlerden biri.Pire ise Başkente ulaştıran liman.
APEX TOUR -Ocean Majesty Gemimiz Santorini’den demir alarak bütün gece Ege’nin lacivert sularında yol aldı… Gemimizin üst güvertesinde,Santorini'nin ışıklarını geride bıraktığımız gece bir hayli eğlendirici ve hoş geçmişti…
Sabah erken saatte Pire limanına varacağımızı biliyordum…Bu sefer saatimi kurarak uyandığımda erkenden limana yanaştığımızı fark ettim…uzaktan girerken alamadığım görüntülere bu sefer limanı çekerek başladım…Yunanistan’ın başkenti. Batı uygarlığın doğduğu kent olan Atina’yı eski uygarlıkların ve yeni uygarlığın harmanlandığı özel kentlerden biri olarak duymuştum…
Atina turumuz Pire Limanında gemiden inerek otobüslere binmemizle başladı, otobüs içinde gerçekleştirdiğimiz şehir turu ile 7 km.lik Pire Limanı-Atina arası yolu,Rehberimiz Aytunç kardeşin bilgilendirmesiyle keyifle katettik… Otobüse bindiğimizde kendisinden ,ilk olarak dönüşte, geleneksel mimarinin ve tavernaların bulunduğu Plaka’yı ve Monastiraki’yi görmeden, Plaka’da içkili programlı ve yemekli Yunan Tavernasında bir kaç şey yemeden,içmeden,gemiye dönmeyin uyarısını aldık…
Yunanistan’ın,üç büyük şehri;Atina,Selanik ve liman şehri Pire nufusun yoğunluğunu barındırıyormuş…Pire, 5. Yüzyılda Atina şehir devleti kurulurken,liman şehri olarak planlamışlar.Biraz ileride sağdaki 10 -12 Km. boyunca süren eski surlar Atina şehir Devletine kadar ulaşmaktaymış.
İspartalı’larla yapılan Penelope savaşları sırasında surlar yıkılmış…şimdi görünenler yenilenmiş haliymiş.Atina anlaşılacağı gibi korumalı bir şehirmiş…Yukarılara doğru çok güzel manzaralı evler varmış…Limana çok yakın bir de denize girilebilecek doğal plaj…Biraz arkada da Mikro Limani ve Türko Limani…
Yavaş ilerleyen şehir trafiği iyi ki de vardı… Böylece bir çok mekanı anlatıma uygun olarak izledik…
Dünya müsabakalarının yapıldığı ,Olimpiyat tesislerinin önünde araçlarımızdan inerek,fotoğraflar çektik…Serbest zamanımızı ihtiyaç molası olarak değerlendirdik… otobüslerimize binerek ilerlediğimizde, martı şeklindeki Olimpiyat stadını gördük…Tesislerde plaj voleybolu gibi sporun her çeşidinin yapıldığı bölümler varmış…

Rehberimiz Aytunç kardeş bıkmadan anlatımını sürdürüyordu…Atina ile Pire arasında bir sınır bulunurmuş. Sigaro Bulvarı itibariyle baş şehir başlıyormuş. Onasis Kardioloji hastanesinin önünden geçerken de, Jaclin Kenedy ile Onasisin aşkını dinledik…
Atina nın M.Ö. 3 binlerde kurulduğu söylenirmiş.
M.Ö.1100 lerde ilginç bir dönemi varmış…Karanlık Çağ…Bu aralıkta yazı bile unutulmuş… devamla geçtiğimiz ağaçlı bölgenin , Türkiye’den gelen 2 milyon insanın yaşadığı Yeni İzmir Bölgesi olduğunu öğrendik…

1100 ile 1800 arası şehir devletleri kurulmaya başlamış…Bu konuları Fenikelilerin yazılarından öğrenmişler…Sürekli savaşlarla boğuşan Atina lılar M.Ö. 490-477 arası Pers'lerle çok yoğun bir savaş dönemi yaşamışlar…Persler Atina’nın büyük bir bölgesini işgal edip Akropolis’i de bu zaman da yerle bir etmişler…Daha sonra Persler püskürtülüp Atina İmparatorluğunu ilan etmiş.Bu günkü göreceğimiz Akropolis 5. Yüzyılda yapılanıymış…Sürekli savaş halinde olan Atinalılar ya Persler le ya kendi aralarında savaşarak hep tahrip olup yeniden yapılanmış…Mora Yarımadsı Penolopes diye anılırmış…En son Makedonya İmparatoru Büyük İskender bu savaşlara son vermiş…Helenistlik dönemin başlamasıyla filozoflar önem kazanmış…Diyojen bunların en ünlüsüymüş.hatta 2. İskender’in şehri gezerken uzanmış dinlenirken bulduğu Diyojen’e söyle bana ne istersin sorusuna Onun verdiği’’Gölge Etme Başka İhsan İstemem’’ sözü bu söyleşiden gelmiş…
MS.2. yüzyılda itibaren Makedonya’ nın çekilmesiyle,parçalanan Roma İmparatorluğunda Doğu Roma nın hakimiyetine giren Atina ile Yunanistan ‘da İmaparatorluk şehir devletleri kültürüne sahip çıkmış.Mitoloji böylece Doğu Roma İmparatorluğunun benimsediği şekliyle sürmüş…Örneğin onlar büyük tanrı Zeus ve 12 tanrıya kendilerine göre gezegen isimleri takmışlar…Kendi mitolojilerini yaratmışlar...Olimpiyat tapınağının önünden geçerken verlen bilgi şöyleydi;İlk yapı tarihi 513 olan tapınak M.S. 132 de Roma İmp. Adriyanus tarafından yenilenmiş.Şu an 104 sutundan sadece 13 ü ayakta…
Yunan şehriyle Roma şehrini ayıran kapı olarak bilinen Adriyanüs kapısının önünden geçerek, Panathenic Stad’ını sadece fark edip,
Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın ve bazı bakanların konutlarının ve önünden geçtik
yerel üniformalı askerlerin nöbet tuttuğu Parlamento binasının bulunduğu bölgeye gelince ,
Yunanistan'ın en büyük üniversitesini de gördük… Syntagma ve Omonia meydanları 19.YY Neo Klasik yapıları olan,Kütüphane ve Akademi Üniversitesini gezmek isterdim. Ama sadece bilgileri dinleyerek otobüsün içinden fotoğrafladık…
Rehberimizin devamla anlattıklarına göre;Yunan kralları arasında 1.cisi Otto’ymuş...Otto herkesin Yunanistan’a bağışta bulunmasını istermiş…Zenginlerin yaptığı büyük bağışlarla 1896 da yapılan Olimpiyat stadı ve yerleşkesi daha sonralarda 330 yılında modern olimpiyatların yapıldığı 70 000 kişilik haline gelmiş…Daha önce öğrendiğimiz gibi Perslerin istilası sırasında askerler, Atinaya 40 Km. kadar yaklaşınca durup barış istemişler…Atina askerlerinden biri 40 Km. koşup merkeze bunu haber vermiş…İşte maraton koşuları böylece
başlamış...1896 da 40 Km. lik koşuya 192 m. Daha ilave edilmiş…
1225 de Atina şehrini haçlıların hakimiyetine daha sonra da Osman’lıların eline geçmiş…Daha sonra yukarılara bakınca görünen Komagene Prensinin kaçıp sığındığı Musalar tepesi görüldü… Mısır konsolosluğunun da önünden geçtik.
Klisenin önünde, tepesindeki Apollo ve Athena’nın heykellerini fotoğrafladık…
Özel otobüsümüz ile yaptığımız panoramik şehir turunda Atina’nın modern ve antik yüzünün yarattığı tezatlığın mistik havasını soluma imkanı bulduk.
Acropolis, Parthenon, Zeus Tapınağı, Hadrianus Kapısı, Panathenic Stadyum, Parlâmento Binası (Askerlerin nöbet değişimi), İlk modern olimpiyat stadı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı konutları,Syntagma ve Omonia meydanları 19.YY Neo Klasik yapıları (Üniversite - Akademi - Kütüphane) ünlü caddeleri geçerken deklanşörlerimiz hiç durmadı…Parlemento binasının önünden geçerken nöbet değişimini görüntüledik…Bizans müzesi solumuzda kaldı…30 larda Atatürk ün Venizelos’la sürdürdüğü dostluk çerçevesinde Venizelos tarafından Atatürk’e hediye verilen, hala evi bugün Türkiye’nin konsolosluk binası… Atina Eleftheros Venizelos Havalimanı’nın müze olan üst katında İsmet İnönü’nün Venizelos’la bir fotoğrafı da bulunmaktaymış…

Klasik dönem Yunanistan'ında her önemli yerleşme yerinin bir akropolisi varmış. "Yukarıdaki Şehir" anlamına gelen akropolisler tapınaklar, hazinelerin saklandığı yapılar ve çeşitli kurumlardan oluşmaktaymış.
Akropolislerin en ünlüsü Atina Akropolisi'ymiş... M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen Atina Akropolisi’ Attike ovasında, deniz düzeyinden 152 m. yükseklikte 270x150 boyutlarında bir kayalıkmış . Atina Akropolis'ine Cilalı taş devrinde yerleşilmiş, Tunç devrinde (M.Ö. yaklaşık 3000) evler ve bir kral sarayı yapılmış ve günümüze kalan görkemli yapılar, Milattan önce 5. yüzyılda devlet adamı Perikles tarafından başlatılan geniş bir yapı programı sonucunda gerçekleştirilmiş.
Akropolisler ,Eski Yunan şehirlerinin en yüksek noktasında bulunan idari ,dini ve askeri yapıların bulunduğu savunmaya yönelik merkezi kısım olarak bilinmekteymiş…
Eski Yunanistan'da şehirlerin kuruluşu dini bir mana taşıdığından, tanrıların oturacağı yerler inşa etmek, Yunan şehir planlamasının temel özelliklerindenmiş. Binaların bir tepe üstünde olması hem dini hem de askeri açıdan önemliymiş.
Sarp ve surla çevrili bir tepenin üzerinde bulunan bu akropolis, şehrin koruyucu tanrıçası olarak kabul edilen Athena'nın evi olarak yapılmış. Bugün bu Akropolisten, kutsal bölgenin giriş kapısı Propylara, Athena'nın asıl mabedi ve Delos Birliğinin hazinesinin saklandığı yer olan Parthenon, tarım tanrılarına özellikle Erikhtonios'a adanan Erekhtheion ile Athena Nike Tapınağı kalmış.
Atina Atena isimli tanrının hikayesinden ismini almış…Hikaye şöyle;Erekhtheion tapınağı M.Ö. 5. Yüzyılda yok olunca Delos şehrinin tekrar yapılamayacağı inancı yayılıyor…Perikles iktidara gelince Persleri kovup 38 yıl sonra Akropol Pidias isimli mimara yaptırılıyor…O sıralarda hem tanrı hem kral olan Dios çapkın bir kralmış karısı Hera dan da çok çekiniyormuş.Ama buna rağmen 2. Karısı Metil hamile kalınca onu yutmak zorunda kalıyor…onu hamilelik müddetince içinde saklıyor…Ama zamanı gelip doğum olunca başına bir ağrı saplanıyor…Baş ağrısını geçirmek için ateş tanrısından yardım istiyor…Başını bir baltayla yardırıyor içinden Atena fırlıyor…Atena derhal hepiniz beni sayacaksınız diyor…Çok kaprisli ve öfkeli bir kral olarak anılmakta…Halkına en iyi projeyi getirene şehri kurduracağını söylüyor…Poseidon su tanrısı su teklif ediyor.Aslında tepede su olduğu belli üç uçlu mızrağını taşa vurup su çıkınca,projeyi kendisine vermeleri gerektiğini söylüyor…Atena ise zeytin ağacı dikmeyi teklif ediyor…Atena’nın teklifi kabul görüyor…her yer zeytin ağaçlarıyla doluyor…ve zeytin ayni zamanda barışın sembolü de oluyor.Akropol böylece yeniden inşa ediliyor…Atina ismi de yeni kurulan şehre veriliyor…
Çeşitli kazı ve restorasyon çalışmaları neticesinde günümüze kadar gelen, Türkiye'deki Perganon Akropolisi de dünyadaki sayılı Akropolislerdenmiş.
Atina Akropolisi hakkında verilen bilgiye göre;
Atina Akropolisi'ndeki başlıca yapıtlar yapılış sıralarına göre:Parthenon (Athena Parthenos Tapınağı) : M.Ö. 437-432,Propylaion (kapılı giriş) : M.Ö. 437-432Athena tapınağı : M.Ö. 427-424,Erekhtheion : M.Ö. 421-405'.
Atina'da Eskiçağ dünyasının en ünlü mimarlık yapıtlarından birinin yükseldiği tepe.
Akropolis, Atina'nın tam ortasında yükselen, tepesi tabak gibi düz, sarp bir kayalığa verilen ad. Eski Yunan dilinde bu sözcük yukarı kent anlamına geliyor. Çok eski çağlarda Akropolis, Eski Yunanlıların oturduğu ve buradan çevre köylere egemen olduğu gerçek bir kaleymiş, aynı zamanda bir din merkeziymiş. Bir ara Persler tarafından yıkılmış, sonra Perikles'in öncülüğüyle, M.Ö. 450 yıllarına doğru yeniden yapılmış. O çağların ünlü heykeltıraşı Pheidias ve başka güçlü sanatçılar bu işte çalışmışlar.
Akropolis'in batı yamacında, anıtsal kapılarıyla ziyaretçileri karşılayan ilk yapı Proplyleia dan içeri girdik. Yapının, çok büyük boyutlarda olan kemerleri ince mermerden yapılmıştır. Bunun az ötesinde, Athena Nike'rin küçük tapınağı vardı. Daha sonra, mat altın rengindeki mermerleri ve kusursuz sütunlarıyla görkemli Parthenon Tapınağı geldik...

İşte tam bu sırada muhteşem görüntüsünden etkilenerek fotoğraf çekmeye başladığımda ,cüzdanımı çaldırdım…tabii bu biraz da benim dalgınlığım ve fotoğraf çekmeye olan tutkumun aptallığıydı…Ama yine de hoş bir şey değildi…Ben bunu çok sonra fark ettiğimde ise tüm keyfim kaçtı…rehberlerimizden Nagehan Hn. bundan sonra bana yoldaşlık etti…Çünkü o yunanca bilen bir rehberdi…onunla karakola kadar gittik zabıt tutturduk…ama ne fayda giden gitti.Tabii bu gibi olaylar her ülkede oluyormuş ama kültür gezilirken kültürsüz birileri tarafından soyulmak insana çok ağır geliyor…işte benim de bugüne kadar yazmayışım bundan…Çok arzu ettiğim bir değeri maddi değerlerimi kaybederek elde etmiştim…Bunu Yunan polisine tescil ettirmemize rağmen bugüne kadar hiçbir bilgi alamadım… 
Yüzyıllara karşı koyabilmiş son anıt Erekhteion'du. Adını Eski Yunan'ın efsane krallarından ilki olan Erekhteios'tan almış. Burada sütunların yerini kadın heykelleri alıyordu. Bunlar, kimi gülümseyen, kimi somurtan, hepsi mağrur altı Karyatid Kızı'nın heykeliydiler….
Bu yapıların önemli bölümleri hala ayakta olup, sanayinin yarattığı çevre kirliliğinden korunmaları için hazırlanan kapsamlı bir restorasyon programı, 1980 yıllarından bu yana Akropolis'te sürdürülmekteymiş.
Yunan demokrasisinin temsiliyeti açısından fazlaca önemli olan bu tapınak Osmanlılar tarafından bir süre cami bir süre de cephanelik olarak kullanılmış. Venediklilerin bombalaması sonucunda tahrip olan Parthenon’da yıllardır devam eden yenileme çalışmaları sürüyor. Bölgedeki birçok önemli tarihi eser ise bir şekilde Birleşik Krallık’a taşınmış.
Gezimizin bundan sonraki bölümüne ne yazık ki devam edemedim…Beş parasız hüviyetsiz ve kartsız kalmıştım…Gemimize dönerek gemimizin en güzel yerlerinden biri olan jakuziye kendimi attım…orada biraz sükun bulup bankaları arayarak tüm kartlarımı kapattım…Gemiye akşam dönen dostlarımın arasında 5 aile daha ayni şekilde soyulmuştu…Evet Türkler Yunanistan’a soluk aldırdı,adalara seyahatle ,en çok döviz bırakan ülkelerden biri ama Yunanistan hükümeti şunu bilmeli ki…geze göre yiye hakkınla bıraktıkları dövizi hak etmek için onların güvencelerini de sağlamalı…Hırsızlıklara dur demeyi bilmeli…
www.apextour.com
|
|
| Seher Müşfide Aybek |
| Genel Yayın Yönetmeni |
|
|
|
|
|
|
|
Kategorileri görmek için lütfen buraya tiklayiniz...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|